Vekem erselnâ min nebiyyin fî-l-evvelîn(e)
Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.
Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.
Zuhruf Suresi'nin 6. ayeti, Allah'ın geçmiş ümmetlere peygamberler gönderme pratiğini vurgulayarak, ilahi mesajın sürekliliğini ve tebliğin evrenselliğini ifade etmektedir. Ayet, peygamberlik kurumunun tarihsel derinliğini ve Allah'ın rahmetinin bir tezahürü olarak insanlığa rehberlik sunuşunu dilbilimsel bir sadelikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî'ye göre 'irsâl' (إرسال), bir şeyi serbest bırakmak ve göndermek anlamına gelir. Ayetteki 'erselnâ' (أرسلنا) fiili, Allah'ın peygamberleri belirli bir görev ve mesajla, yani risaletle insanlara yönlendirmesini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir gönderme değil, aynı zamanda ilahi bir yetkilendirme ve görevlendirmedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'risâlet' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini vurgular. 'Erselnâ' fiili, Allah'ın kendi iradesiyle seçtiği elçileri (rusul) aracılığıyla insanlığa yol gösterme eylemini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın geçmiş ümmetlere de aynı ilahi rehberliği sunduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nebî' kelimesinin 'nebe'' (haber) kökünden geldiğini ve haber veren, yani Allah'tan aldığı vahyi insanlara ulaştıran kişi olduğunu belirtir. Ayetteki 'nebiyyin' (نبيٍّ) ifadesi, Allah'ın önceki topluluklara da bu tür haberci ve uyarıcılar gönderdiğini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'nebî' kelimesinin 'yüksek yer' anlamına gelen 'nebve'den türediğini de zikreder ki bu, peygamberin manevi rütbesinin yüksekliğini ve Allah katındaki seçkin konumunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, bu seçkin kişilerin geçmiş ümmetlere gönderildiği belirtilmektedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nebî' kavramının Kur'an'da hem 'haber veren' hem de 'yüksek mertebeli' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'nice peygamberler' ifadesi, bu ilahi elçilerin sayısının çokluğunu ve geçmişte de bu görevin sürekli icra edildiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'evvelîn' (الأوّلين) kelimesini 'öncekiler, geçmiş ümmetler' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın peygamber gönderme sünnetinin sadece Hz. Muhammed'e özgü olmadığını, aksine insanlık tarihi boyunca devam eden bir ilahi uygulama olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'evvelîn' kelimesinin 'ilk olanlar, başlangıçtakiler' anlamını taşıdığını ve Kur'an'da genellikle geçmiş kavimleri ve onların yaşadığı dönemleri ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, bu, Kur'an'ın mesajının evrenselliğini ve önceki vahiylerle olan bağlantısını vurgular.
Zuhruf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون {الزخرف/7}