İnne-lmucrimîne fî ‘ażâbi cehenneme ḣâlidûn(e)
Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.
Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır.
Zuhruf Suresi'nin 74. ayeti, 'suçluların' 'cehennem azabında' 'ebedi' kalacaklarını bildirmektedir. Bu ayet, ilahi adaletin bir tezahürü olarak, günahkarların ahiretteki nihai akıbetini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-r-m kökünden türeyen 'el-İcrâm', bir şeyi kesmek ve koparmak anlamına gelir. Mecazi olarak, hayırlı bir işten kesilmek, yani günah işlemek anlamında kullanılır. Ayetteki 'el-Mücrimîn' ise, bu tür günahları işleyen, Allah'ın sınırlarını aşan kimseleri ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kur'an'da 'mücrimîn' kelimesi, genellikle Allah'a isyan eden, O'nun hükümlerini çiğneyen ve bu nedenle cezayı hak eden kişiler için kullanılır. Bu ayette de, ilahi adaletin tecellisi olarak cehennem azabına müstahak olanları belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'c-r-m' kökünün Kur'an'daki kullanımını incelerken, bu kelimenin sadece hukuki bir suçtan ziyade, Allah'a karşı işlenen ahlaki ve dini bir günahı ifade ettiğini belirtir. 'Mücrimîn', Allah'ın iradesine karşı çıkan, O'nun koyduğu düzeni bozan ve bu nedenle ilahi gazaba uğrayan kişilerdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Azâb', bir şeyi tatlılıktan uzaklaştırmak, acılaştırmak anlamına gelir. Kur'an'da ise, günahkarlara verilen, elem ve acı veren cezayı ifade eder. Bu ayetteki 'azâb', cehennemde mücrimlere tattırılacak olan şiddetli ve sürekli işkenceyi belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): 'Azâb' kelimesi, kişinin rahatını bozan, ona eziyet veren her türlü durumu kapsar. Cehennem azabı ise, bu eziyetin en şiddetli ve sürekli olanıdır. Ayetteki kullanımı, mücrimlerin ahirette karşılaşacakları kaçınılmaz ve elem verici akıbeti vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'azâb' kelimesinin Kur'an'daki semantik alanını incelerken, bu kelimenin sadece fiziksel acıyı değil, aynı zamanda ruhsal ıstırabı da içerdiğini belirtir. Cehennemdeki 'azâb', mücrimlerin hem bedensel hem de ruhsal olarak çekecekleri sonsuz bir acıyı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cehennem, Kur'an'da kafirlerin ve günahkarların cezalandırılacağı yerin özel adıdır. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler olsa da, genel olarak derinlik, karanlık ve şiddetli azap yeri anlamlarını taşır. Ayette, mücrimlerin ebedi olarak kalacakları azap yatağını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Cehennem, Allah'ın gazabının tecelli ettiği, içinde çeşitli azap türlerinin bulunduğu bir yerdir. İsminin, derinliği ve karanlığı çağrıştırması, oradaki azabın şiddetini ve dehşetini vurgular. Bu ayette, mücrimlerin nihai durağı olarak zikredilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Cehennem' kavramının Kur'an'da, Allah'ın adaletinin bir tezahürü olarak, kötülerin ve inkar edenlerin cezalandırılacağı nihai mekan olduğunu belirtir. Bu, sadece bir ceza yeri değil, aynı zamanda ilahi düzenin bozulmasına karşı bir tepki ve denge unsurudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Hulûd', bir şeyin bozulmadan, değişmeden uzun süre kalması anlamına gelir. Kur'an'da ise, ahiret hayatında cennetliklerin cennette, cehennemliklerin cehennemde ebedi olarak kalmalarını ifade eder. Bu ayette, mücrimlerin cehennem azabında sonsuza dek kalacaklarını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): 'Hulûd', bir şeyin devamlılığı ve kesintisizliği anlamına gelir. Ahiret bağlamında kullanıldığında, bu devamlılık sonsuzluk niteliği kazanır. 'Hâlidûn' kelimesi, mücrimlerin cehennemdeki azabının geçici değil, ebedi olduğunu açıkça belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Halebî, 'hulûd' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, sadece uzun süreli kalmayı değil, aynı zamanda bir sonu olmaksızın devam etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'hâlidûn', mücrimlerin cehennemdeki durumunun geri dönülmez ve sonsuz olduğunu kesin bir dille ifade eder.
Zuhruf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nefsi emmarenin hayal ve vehim kuvvetleri ile celâli olan Aziz, Cabbar, Mütekaebbir dünyada iken o esmâ-i İlâhiyye nefsi yaşantı üzerinde kullandıklarında o fiilleri işleyenler de cehennem tarafından marzi, yani razı olunmuşlardan dılar.
Ve işlediklerleri şuç neticesinde bu esmâların zuhuru olarak ebedi alacaklardır. (Murat Derûni)