Em ebramû emran fe-innâ mubrimûn(e)
Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız.
Zuhruf Suresi'nin 79. ayeti, müşriklerin Allah'a karşı aldıkları kararlara ve Allah'ın da onlara karşı kesin bir kararlılık içinde olduğuna işaret etmektedir. Ayet, 'karar vermek' ve 'kesinleştirmek' anlamlarını taşıyan fiiller üzerinden ilahi iradenin mutlaklığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İbrâm (إبرام), bir işi sağlamlaştırmak, düğümü sıkıca bağlamak anlamına gelir. Ayetteki 'أَبْرَمُوا۟' ifadesi, müşriklerin kendi aralarında bir işi kesinleştirmeleri, onu geri dönülmez bir şekilde karara bağlamaları anlamında kullanılmıştır. Bu, onların Allah'a karşı kurdukları tuzakları veya aldıkları kötü kararları ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'أَبْرَمُوا۟ أَمْرًا' ifadesini 'bir işi sağlamlaştırdılar, onu kesinleştirdiler' şeklinde açıklar. Bu, onların kendi aralarında bir planı veya kararı nihai hale getirmeleri, onu uygulamaya koyma niyetinde olmaları demektir. Ayetteki bağlamda bu, Allah'a karşı bir komplo veya isyan kararıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ibrâm' kökünün 'bir şeyi sağlam ve kesin kılmak' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'أَبْرَمُوا۟' fiili, müşriklerin kendi iradeleriyle bir şeyi mutlaklaştırma çabasını gösterir. Bu, onların ilahi iradeye karşı kendi iradelerini dayatma girişimlerini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'emr' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'أَمْرًا', müşriklerin kendi aralarında kararlaştırdıkları bir işi, bir planı veya bir durumu ifade eder. Bu, genellikle Allah'a karşı olan bir eylem veya düşünceyi kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'emr' kelimesinin hem 'emir, buyruk' hem de 'iş, durum, mesele' anlamlarına geldiğini açıklar. Bu ayetteki kullanımı, müşriklerin kendi iradeleriyle belirledikleri, üzerinde anlaştıkları bir 'iş' veya 'mesele'dir. Bu, onların Allah'ın iradesine karşı koyma çabalarını gösteren bir eylemdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'emr' kelimesinin Kur'an'daki geniş semantik alanına dikkat çeker. Bu ayetteki 'emr', müşriklerin kendi aralarında gizlice veya açıkça planladıkları, Allah'ın hükmüne karşı gelen bir 'iş' veya 'mesele' olarak anlaşılmalıdır. Bu, onların ilahi kudrete meydan okuyan bir tutumunu yansıtır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mubrimûn' kelimesinin 'ibrâm' kökünden türediğini ve 'bir şeyi kesinleştiren, sağlamlaştıran' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'فَإِنَّا مُبْرِمُونَ' ifadesi, Allah'ın müşriklerin kararlarına karşı kendi kararını kesinleştirdiğini, yani onların planlarını boşa çıkaracağını ve kendi iradesini mutlak surette gerçekleştireceğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ibrâm'ın bir işi geri dönülmez kılmak olduğunu ifade eder. 'Mubrimûn' ise bu eylemi gerçekleştiren faildir. Ayette Allah'ın bu sıfatla anılması, O'nun iradesinin mutlak ve değişmez olduğunu, müşriklerin planlarının Allah'ın kudreti karşısında hiçbir değer taşımadığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mubrimûn' kelimesinin 'ibrâm' fiilinin ism-i fâili olduğunu ve 'bir şeyi sağlamlaştıran, kesinleştiren' anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki bağlamda bu, Allah'ın müşriklerin kötü niyetlerine karşı kendi hükmünü ve takdirini kesinleştirmesi, yani onların akıbetini belirlemesi demektir. Bu, ilahi kudretin ve adaletin bir tecellisidir.
Zuhruf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
أَمْ يَحْسَبُونَ أَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَاهُم بَلَى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ {الزخرف/80}