Ve terâ kulle ummetin câśiye(ten)(c) kullu ummetin tud'â ilâ kitâbihâ-lyevme tuczevne mâ kuntum ta'melûn(e)
O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) "Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir."
Duhân Sûresi
Âyet-i kerime zât mertebesi âyetlerindendir.
İşte böyle diyor rububiyet mertebesini anlatan rahmaniyet mertebesi, dünya üstünde veya gökyüzünde bulunan başka bir Âdem nesline miras bırakıldığı ifade ediliyor. Bu nereden çıktı deniliyorsa, Dünya üzerinde ilk ve tek nesil olmadığı Muhyiddin İbni Arabi hazretleri tarafından bildirilmiştir. Gökyüzünde de tek Âdem nesli olamayacağımız 213-214 Gökyüzü İnsanları araştırmasında İz Terzi Baba tarafından aktarılmıştır. Ve ayrıca bir sonraki gelen âyette “Gök” ifadeside buna uygun olarak gelmektedir. (M.D.)
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاء وَالْأَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنظَرِينَ {الدخان/29}
(44/29) “Femâ beket ‘aleyhimu-ssemâu vel-ardu vemâ kânû munzarîn(e)”
(44/29) Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
Câsiye Sûresi
160) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28)