İçeriğe atla
Ahkâf 2Cüz 26 · Sayfa 502

Ahkâf Sûresi 2. Âyet

الأحقاف

Sohbete sor

Tenzîlu-lkitâbi mina(A)llâhi-l'azîzi-lhakîm(i)

Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.

Ahkâf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Hâ mîm, huruf-u mukattaâ harflerindendir. Kur'ân-ı Kerîm'de yedi defa ve peşpeşe olarak geçmektedir. Ahkāf Sûresi “Hâ mîm”lerin yer aldığı yedinci sûredir. Huruf-u mukattaâ harfleriyle ilgili daha önceki sûrelerde bilgi verildiği için ve tekrara düşmemek adına üzerinde fazla durmadan kısaca şu bilgileri vermek yeterli olacaktır. “Hâ mîm” harfleri ile ilgili olarak bizim bir yorumda bulunmamızdan ziyade Terzi Baba’nın söylediği şu hakikati buraya almak daha yerinde olacaktır. Terzi Baba'ya göre "Hâ-Mîm”, Hakikat-i Muhammedî demektir. Yani Hakk olan Muhammed anlamına gelmektedir."

Hâ mîm aynı zamanda Hazreti Muhammed (s.a.v) Efendimizdir. Hâ mîm’lerin peşinden gelen âyetlerin hepsinde kitaptan yani Kur’ân'dan bahsedilmektedir. Bu da bize “insan ve Kur'ân bir batında doğan ikiz kardeştir.” hadisini de hatırlatmaktadır.

İşte bu Kur'ân Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından hakikat-i Muhammedî mertebesinden zuhur-u Muhammedî’ye inzal edilmiştir. (T.B. Altı Peygamber, Hz. Muhammed (s.a.v.), s. 261) Yani Peygamberimizin hakikati olan hakikat-i Muhammedî mertebesinden vakti zamanı geldiğinde Hz. Muhammed (s.a.v.) ismiyle yeryüzü şehadet âleminde zuhura çıkan Hz.Muhammed’e (s.a.v.) inzal olunmuştur.

Bu âyette geçen Azîz ve Hakîm esmaları hakkında da kısa bilgi vermek faydalı olacaktır.

Azîz, mutlak güç ve kudret sahibi anlamına gelen isimdir. Kur'ân-ı Kerîm'de çokça geçen isimlerden biridir. Bu isim Allah için kullanıldığı gibi Allah'ın yücelttiği bazı insanlar için de kullanılmaktadır. Bu mevzuya Nusret Baba da şu şekilde değinmiştir: "İzzet ve galebe sahibi demektir, şayân-ı hürmet demektir. Bu izzet sıfâtından bir miktar verdiği seçmeler (seçilenler), diğerlerinin hürmetle andıkları baştacı kimselerdir.” (Nusret Tura, O’nun güzel İsimleri)

Hakîm esmâsı da kısaca “Her şeyin hakikatini bilen, hüküm ve hikmet sahibi” anlamına gelmektedir.

Terzi Baba da bütün esmâ-i ilâhiyelere değinerek yazdığı bir şiirinde Azîz ve Hakîm esmâları hakkında şu bilgileri vermektedir:

“Azîz'dir azameti ile mevcud,

İzzet'i ile buldu vücud,

Her şey O’na mutlak eyledi sücûd,

Dilediğince hükmeden Azîz'dir ancak.”

(Necdet Ardıç, Gönülden Esintiler Necdet Divanı, s.18.)

“Hakîm'dir her şeyi hikmetle işler,

İdrak ettiğinde göğsün genişler,

Kalmasın gönlünde şu bu teşvişler,

Hikmetle iş gören Hakîm'dir ancak.”

(Necdet Ardıç, Gönülden Esintiler Necdet Divanı, s.21.)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)