Mâ ḣaleknâ-ssemâvâti vel-arda vemâ beynehumâ illâ bilhakki ve ecelin musemmâ(en)(c) velleżîne keferû ‘ammâ unżirû mu'ridûn(e)
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Ahkâf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bir önceki âyetin Azîz ve Hakîm isimleriyle bitmesinin bir sebebi olduğu bu âyetle daha iyi anlaşılmaktadır. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların halkedilmesi kolay bir husus değildir. Bu hâdise Allah'ın izzetini ve gücünü ortaya koymaktadır. Ve bunların boş yere değil bir hikmete uygun olarak var edilmesi de Hakîm isminin önemine işaret etmektedir.
Diğer taraftan gökler, yer ve ikisi arasında bulunanlar ifadesini enfusi anlamda düşünürsek, gökler beden mülkümüzde başımızı, yer ise beden mülkünü, arasında bulunanlardan kastedilenin de gönül olduğunu ifade edebiliriz. İşte bunların farkına varanlara ne mutlu. Ancak farkına varmayanlar da bulunmaktadır. Bu farkına varmayanlar da kâfirler topluluğudur. Kâfirler nefsin kölesi olduklarından dolayı ne beden mülklerinden ne de kendilerinde olan hakikatten haberleri vardır.