İçeriğe atla
Ahkâf 4Cüz 26 · Sayfa 502

Ahkâf Sûresi 4. Âyet

الأحقاف

Sohbete sor

Kul eraeytum mâ ted'ûne min dûni(A)llâhi erûnî mâżâ ḣalekû mine-l-ardi em lehum şirkun fî-ssemâvât(i)(s) îtûnî bikitâbin min kabli hâżâ ev eśâratin min ‘ilmin in kuntum sâdikîn(e)

De ki: "Allah'ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!"

Ahkâf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyete de dikkatli bir şekilde baktığımız zaman Allah'ın Azîz ve Hakîm oluşuna atıf olduğunu görmekteyiz. Allah'ın kendisine ait olan bu isimlerle âlemde iş görmesi ve O’ndan başkasının bütün bu işlere gücünün yetmeyeceği açıkça ortaya konmaktadır. Bundan dolayı müşriklere meydan okuyarak taptıkları putların ne yerde ne de gökte hiçbir şeye, en ufağından en büyüğüne kadar güçlerinin yetmeyeceği ifade edilirken aynı zamanda Azîz olan Allah'ın karşısında ne kadar da zelil oldukları gözler önüne serilmektedir.

Âyetin devamında kitaptan ve bilgiden bahsedilirken burada kastedilen Allah'ın peygamberlerine gönderdiği vahiy olan suhuf ve kitaplardır. Müşriklere olan hitap, kendisine dahi faydası olmayan, Allah'ın dışında taptıklarının da madem güçleri yeterse onlar da içerisinde hikmet olan kitap veya bir bilgi getirsinler diye devam etmektedir. Kendisi hakîm olmayandan ne hikmetli sözler ne de hikmet dolu kitap ortaya çıkar. Bütün bunları ancak Hakîm olan Allah yapabilir. Çünkü Azîz ve Hakîm olan O'dur


وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَنْ لَا يَسْتَجٖيبُ لَهُ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ

(46.5)- “Ve men edallu mimmey yed’û min dûnillâhi mel lâ yestecîbu lehû ilâ yevmil gıyâmeti ve hum an duâihim ğâfilûn.”