Litu/minû bi(A)llâhi ve rasûlihi ve tu'azzirûhu ve tuvakkirûhu ve tusebbihûhu bukraten ve asîlâ(n)
Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tespih edesiniz diye (Peygamber'i gönderdik.)
Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.
Bu ayet, müminlerin Allah'a ve Resulüne karşı yükümlülüklerini, özellikle iman, tazim ve tesbih kavramları üzerinden açıklamaktadır. Kelimelerin kök anlamları, bu yükümlülüklerin derinliğini ve kapsamını ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman, kalbin tasdiki ve dilin ikrarıdır. Güven ve emniyet kökünden gelir. Ayetteki 'litu'minû' ifadesi, Allah'a ve Resulüne tam bir teslimiyet ve güvenle inanmayı ifade eder, bu da emniyet ve huzurun temelidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutu'ya göre 'iman', sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir 'güven' ve 'sadakat' ilişkisidir. Ayetteki kullanımı, müminlerin Allah ve Resulü ile kurdukları bu güven ilişkisini vurgular, bu da onların emirlerine uymalarının temelini oluşturur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'te'zîr' kelimesini 'yardım etmek' ve 'desteklemek' olarak açıklar. Ayetteki 'tu'azzirûhu' ifadesi, müminlerin Peygambere karşı maddi ve manevi desteklerini, onun davasını güçlendirme çabalarını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azr' kökünün 'güçlendirmek' ve 'yardım etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Te'zîr', özellikle birini savunmak ve ona arka çıkmak demektir. Ayette, Peygamber'e karşı düşmanlıklara karşı durmak ve onun mesajını yaymada ona destek olmak kastedilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'te'zîr' kelimesinin 'saygı göstermekle birlikte yardım etmek' anlamını taşıdığını vurgular. Ayetteki bağlamda, Peygamber'in konumunu yüceltmek ve ona her türlü desteği sağlamak anlamına gelir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tevakkur' kelimesini 'ta'zim' ve 'saygı göstermek' olarak açıklar. Ayetteki 'tuvekkirûhu' ifadesi, Peygamber'in şahsiyetine ve makamına duyulan derin hürmeti, onu küçümsemekten veya ona karşı saygısızca davranmaktan kaçınmayı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vakr' kökünün 'ağırlık' ve 'ciddiyet' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Tevakkur', birine ağırlık vermek, onu yüceltmek ve ona saygı göstermektir. Ayette, Peygamber'e karşı gösterilmesi gereken edep ve ihtiramın önemini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'tevakkur'u 'ta'zim ve tebcil' olarak tanımlar. Bu, sadece dışsal bir saygı değil, aynı zamanda kalpten gelen bir yüceltme ve değer vermedir. Ayette, müminlerin Peygamber'e karşı beslemesi gereken bu derin saygıyı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'tesbih' kelimesini 'Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'tusebbihûhu' ifadesi, müminlerin Allah'ı sabah ve akşam zikrederek, onu her türlü eksiklikten arındırarak yüceltmelerini emreder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sebh' kökünün 'hızla hareket etmek' ve 'yüzmek' anlamlarına geldiğini, 'tesbih'in ise Allah'ı her türlü noksanlıktan uzak tutarak yüceltmek olduğunu belirtir. Ayette, Allah'ı sürekli anmak ve onun kemal sıfatlarını ikrar etmek kastedilir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tesbih'in Allah'ı yüceltmek ve onu her türlü kusurdan arındırmak anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'bükraten ve asîlen' (sabah ve akşam) ifadesiyle birlikte, bu tesbihin sürekli ve düzenli olması gerektiği vurgulanır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.