Fetavve'at lehu nefsuhu katle eḣîhi fekatelehu feasbeha mine-lḣâsirîn(e)
Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.
Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.
Mâide Suresi 30. ayet, Habil ve Kabil kıssasından bir kesit sunarak, nefsin kötüye yönlendirmesi sonucu işlenen cinayeti ve bunun getirdiği hüsranı dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'tavvaat' fiiliyle nefsin itaat ettirici gücünü, 'katl' masdarıyla cinayetin vahametini ve 'hasirîn' ismiyle de bu eylemin nihai sonucunu vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tav' (طوع) kökünü itaat ve boyun eğme olarak açıklar. 'Tavva' (طوّع) fiili ise bir şeyi kolaylaştırmak, birine bir şeyi yaptırmak veya bir şeyi yapmaya teşvik etmek anlamındadır. Ayetteki 'fetavvaat lehu nefsuhu' ifadesi, nefsin Kabil'e kardeşini öldürme eylemini kolaylaştırdığını, onu bu suça teşvik ettiğini ve bu eyleme boyun eğdirdiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tavvaat' kelimesini 'zeyyenet' (süsledi, güzel gösterdi) veya 'sehhilet' (kolaylaştırdı) olarak tefsir eder. Bu bağlamda, Kabil'in nefsinin ona kardeşini öldürme fiilini cazip gösterdiğini ve bu eylemi gerçekleştirmesi için içsel bir kolaylık sağladığını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'nefs' kavramının bazen kişinin içsel benliğini, bazen de şehvet ve arzuların kaynağını ifade ettiğini belirtir. 'Tavvaat nefsuhu' ifadesi, nefsin kötüye yönlendiren, günaha teşvik eden yönünü vurgular. Bu, kişinin kendi içindeki kötü eğilimlerin onu bir eyleme sürüklemesi durumudur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'katl' kelimesini bir canlının ruhunu bedeninden ayırmak olarak tanımlar. Ayetteki 'katle ahîhi' ifadesi, Kabil'in kardeşinin hayatına kasten son verdiğini, bu eylemin bir cinayet olduğunu açıkça belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'katl'i ruhu bedenden ayırmak olarak tanımlar ve bunun farklı şekillerde olabileceğini belirtir. Ayetteki kullanım, doğrudan ve kasten işlenen bir cinayeti ifade eder. Bu, Kur'an'da en büyük günahlardan biri olarak kabul edilen bir eylemdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'katl' kelimesinin Kur'an'da genellikle kasten ve haksız yere cana kıyma anlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayette de Kabil'in kardeşini haksız yere öldürmesi, bu kelimenin temel anlamını yansıtmaktadır ve büyük bir günahı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'asbaha' fiilinin 'oldu, haline geldi' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fe-asbaha mine'l-hasirîn' ifadesi, Kabil'in kardeşini öldürme eylemi sonucunda 'hüsrana uğrayanlardan biri haline geldiğini' ifade eder. Bu, eylemin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkan durumu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'asbaha' fiilinin 'kâne' (oldu) fiili gibi, bir durumdan başka bir duruma geçişi veya bir halin sürekliliğini ifade ettiğini belirtir. Ayette, Kabil'in işlediği cinayet sonrası 'hüsrana uğrayanlar' zümresine dahil olduğunu, bu durumun onun için kalıcı bir sonuç olduğunu anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'husran' (خسران) kelimesini sermayenin veya bir şeyin değerinin azalması, kaybolması olarak açıklar. Kur'an'da genellikle ahiret saadetini kaybetme, ebedi azaba uğrama anlamında kullanılır. Ayetteki 'el-hasirîn' ifadesi, Kabil'in sadece dünyevi bir kayıp yaşamadığını, aynı zamanda ahirette de büyük bir hüsrana uğrayanlardan olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'husran' kelimesinin hem dünyevi hem de uhrevi kayıpları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'el-hasirîn' ifadesi, Kabil'in kardeşini öldürmekle hem dünyada vicdan azabı, pişmanlık ve lanet gibi kayıplara uğradığını hem de ahirette Allah'ın rahmetinden mahrum kalma gibi daha büyük bir zarara düştüğünü ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'husran' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın rızasını, cenneti ve ebedi kurtuluşu kaybetme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Kabil'in işlediği cinayet sonucunda Allah katındaki değerini yitirdiğini ve ahiretteki kurtuluş şansını kaybettiğini ifade eden güçlü bir kavramdır.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(30) (Fe tavveat lehu nefsühu katle ehîhi fekatelehu feasbeha minel hasirîn;)
“Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.”