İllâ-lleżîne tâbû min kabli en takdirû ‘aleyhim(s) fa'lemû enna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.
Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Maide Suresi 34. ayet, suç işleyenlerin yakalanmadan önceki tövbelerinin kabul edileceğini ve Allah'ın affediciliğini vurgular. Ayet, 'tevbe', 'kudret', 'ilim', 'ğafûr' ve 'rahîm' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi adalet ve merhamet arasındaki dengeyi ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tevbe, işlenen günahtan dönmek, pişmanlık duymak ve bir daha yapmamaya azmetmektir. Ayetteki 'tâbû' ifadesi, yol kesicilik gibi büyük bir günahtan vazgeçip Allah'a yönelme ve ıslah olma anlamını taşır. Bu, sadece sözlü bir pişmanlık değil, fiili bir dönüşü de içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Tevbe, Kur'an'da sadece bir pişmanlık hali değil, aynı zamanda Allah'a yöneliş ve O'nun affına sığınma eylemidir. Bu ayetteki kullanımı, dünyevi bir ceza gerektiren bir suçtan (yol kesicilik) vazgeçerek ilahi affa mazhar olma çabasını ifade eder. Tevbe, Allah ile kul arasındaki ilişkinin yeniden tesisidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kudret, bir şeye gücü yetmek, onu elde etmek demektir. Ayetteki 'en takdirû aleyhim' ifadesi, yol kesicileri yakalama, onlara hükmetme ve cezalandırma gücüne sahip olmadan önceki durumu anlatır. Bu, devletin veya yetkili makamların suçlular üzerindeki kontrolünü ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kudret, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya gücü yetmektir. Ayetteki bağlamda, 'onları yakalamanızdan önce' ifadesi, suçluların henüz adaletin eline düşmemiş, yani cezalandırma gücünün onlara ulaşmadığı bir zaman dilimini belirtir. Bu, tövbenin kabulü için önemli bir şarttır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İlim, bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. 'Fa'lemû' emri, sadece bilgi edinmeyi değil, aynı zamanda bu bilginin gerektirdiği şekilde inanmayı ve davranmayı da içerir. Burada, Allah'ın 'Ğafûr' ve 'Rahîm' olduğu bilgisinin kesinliğini ve bu bilgiye dayanarak hüküm verilmesi gerektiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İlim, Kur'an'da genellikle kesin ve şüpheye yer bırakmayan bilgiyi ifade eder. 'Fa'lemû' ifadesi, muhataplara Allah'ın sıfatları hakkında kesin bir bilgiye sahip olmaları ve bu bilginin gerektirdiği şekilde hareket etmeleri yönünde bir çağrıdır. Bu, ilahi merhametin ve affediciliğin bir gerçek olduğunu kabul etmeyi gerektirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğufrân, bir şeyi örterek onu korumaktır. Allah'ın 'Ğafûr' olması, günahları örten, bağışlayan ve cezalandırmayan anlamına gelir. Bu ayette, tövbe edenlerin günahlarının örtüleceği ve affedileceği müjdesini verir, böylece onların dünyevi ve uhrevi cezadan kurtulmalarına işaret eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ğafûr, çokça affeden demektir. Bu sıfat, Allah'ın kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlamasını ve onlara merhamet etmesini ifade eder. Ayetteki kullanımı, yol kesicilik gibi ağır bir suçtan tövbe edenlerin dahi Allah'ın geniş affına mazhar olabileceğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet, acıma ve şefkat göstermektir. Allah'ın 'Rahîm' olması, kullarına karşı sürekli merhametli davranması, onlara lütuf ve ihsanlarda bulunmasıdır. Bu ayette, tövbe edenlere karşı Allah'ın affediciliğinin yanı sıra, onlara olan merhametinin de tecelli edeceğini, yani tövbelerinin kabul edilip bağışlanacaklarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahmet, Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biridir ve O'nun yaratılmışlara karşı gösterdiği şefkat, lütuf ve iyiliği ifade eder. 'Rahîm' sıfatı, özellikle ahirette müminlere yönelik özel merhametini vurgular. Bu ayette, tövbe edenlerin sadece affedilmekle kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın özel merhametine de nail olacaklarını belirtir.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(34) İllellezîne tabu min kabli en takdiru aleyhim* fa'lemu ennAllahe Ğafurun Rahîm;)
“Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.”