Femen tâbe min ba'di zulmihi veasleha fe-inna(A)llâhe yetûbu ‘aleyh(i)(k) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.
Mâide Suresi 39. ayet, zulüm işleyen bir kişinin tövbe etmesi ve kendini düzeltmesi durumunda Allah'ın affediciliğini ve merhametini vurgulamaktadır. Ayet, tövbe, ıslah ve Allah'ın bağışlayıcılığı kavramları etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tevbe, işlenen bir günahtan sonra pişmanlık duyarak Allah'a dönmek ve O'nun emirlerine uymaya azmetmektir. Ayetteki 'femen tâbe' ifadesi, zulümden sonra bu dönüşü gerçekleştiren kişiyi ifade eder ve Allah'ın bu dönüşü kabul edeceğine işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Tevbe, günahı terk etmek, geçmişe pişman olmak ve gelecekte bir daha yapmamaya azmetmektir. Ayetteki kullanımı, kişinin işlediği zulümden vazgeçip Allah'a yönelmesi ve bu yönelişin Allah katında karşılık bulacağını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Tevbe, Kur'an'da sadece bir pişmanlık hali değil, aynı zamanda aktif bir dönüş ve yöneliş eylemi olarak ele alınır. Ayetteki 'tâbe' fiili, zulümden sonraki bu aktif dönüşü ve Allah'ın affına mazhar olma potansiyelini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zulüm, bir şeyi yerinden saptırmak, haksızlık etmek ve haddi aşmaktır. Ayetteki 'zulmihî' ifadesi, kişinin işlediği haksız fiili, yani Allah'ın koyduğu sınırları aşan eylemi ifade eder. Bu, genellikle başkalarının haklarına tecavüz etme veya Allah'ın emirlerine karşı gelme şeklinde tezahür eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zulüm, bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak veya hakkı sahibinden alıkoymaktır. Ayetteki 'zulmihî' kelimesi, kişinin işlediği günahın, yani haksızlığın bir sonucu olarak ortaya çıkan durumu belirtir ve bu durumdan tövbe edilmesi gerektiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Zulüm, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; Allah'a şirk koşmaktan, insanlara haksızlık etmeye kadar birçok kötü fiili kapsar. Ayetteki 'zulmihî' ifadesi, kişinin işlediği spesifik haksızlığı genel bir ifadeyle dile getirir ve bu haksızlığın tövbe ile giderilebileceğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Islah, bozulan bir şeyi düzeltmek ve iyi hale getirmektir. Ayetteki 'aslaha' fiili, kişinin tövbesinin sadece sözde kalmayıp, aynı zamanda fiili olarak davranışlarını ve durumunu düzeltmesini ifade eder. Bu, işlenen zulmün etkilerini gidermeyi ve gelecekte doğru yolu takip etmeyi içerir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Islah, fesadın zıddıdır ve bir şeyi iyi ve doğru hale getirmektir. Ayetteki 'aslaha' ifadesi, tövbe eden kişinin sadece pişman olmakla kalmayıp, aynı zamanda bozduğu şeyi düzeltme ve gelecekte doğru bir yaşam sürme çabasını da göstermesi gerektiğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Islah, bir şeyin eksikliklerini gidermek ve onu tam hale getirmektir. Ayetteki 'aslaha' fiili, kişinin işlediği zulmün ardından sadece tövbe etmekle yetinmeyip, aynı zamanda bu zulmün neden olduğu zararları telafi etme ve kendini manevi olarak düzeltme gayretini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ğafûr, günahları örten ve affeden demektir. Ayetteki 'Ğafûrun' kelimesi, Allah'ın tövbe eden kulunun günahlarını bağışlayıcı ve örtücü sıfatını vurgular. Bu, Allah'ın merhametinin ve affediciliğinin bir tecellisidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ğafûr, günahları çokça bağışlayan ve örten demektir. Ayetteki 'Ğafûrun' ifadesi, Allah'ın tövbe eden ve kendini düzelten kuluna karşı sonsuz bağışlayıcılığını ve merhametini gösterir. Bu, kulun ümidini tazeleyen bir sıfattır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ğafûr, Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biridir ve O'nun günahları affetme ve örtme kudretini ifade eder. Ayetteki 'Ğafûrun' kelimesi, tövbe ve ıslahın ardından Allah'ın bu sıfatının devreye gireceğini ve kulun affedileceğini müjdeler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm, çok merhametli ve şefkatli demektir. Ayetteki 'Rahîmun' kelimesi, Allah'ın tövbe eden kuluna karşı gösterdiği sonsuz merhameti ve şefkati ifade eder. Bu, sadece günahları bağışlamakla kalmayıp, aynı zamanda kuluna lütufta bulunmayı da içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rahîm, rahmeti bol olan ve bu rahmeti kullarına ulaştıran demektir. Ayetteki 'Rahîmun' ifadesi, Allah'ın tövbe eden ve kendini düzelten kuluna karşı olan derin şefkatini ve lütfunu vurgular. Bu, kulun affedilmesinin ötesinde, Allah'ın ona olan sevgisini ve ilgisini de gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rahîm, Allah'ın kullarına yönelik özel ve sürekli rahmetini ifade eder. Ayetteki 'Rahîmun' kelimesi, tövbe ve ıslahın ardından Allah'ın kuluna olan merhametinin devam edeceğini ve onu bağışlayarak lütufta bulunacağını belirtir.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(39) (Femen tabe min ba'di zulmihı ve asleha feinnAllahe yetubü aleyh* innAllahe Ğafurun Rahîm;)
“Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, hâlini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.”
Yâni ben bu hatâyı yaptım deme kemâlatını gösterebilsin. Kişi geçmişteki hatâsını kabûl ettikten sonra Cenâb-ı Hakk onun günahlarını örtücüdür.