Ve-iżâ nâdeytum ilâ-ssalâti-tteḣażûhâ huzuven vela'ibâ(en)(c) żâlike bi-ennehum kavmun lâ ya'kilûn(e)
Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.
Mâide Suresi 58. ayet, namaza çağrının alay konusu yapılmasını ve bunun akılsızlıkla ilişkilendirilmesini ele almaktadır. Ayet, namazın kutsiyetine karşı gösterilen saygısızlığı ve bu tutumun temelinde yatan akıl eksikliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nidâ (نداء) kelimesi, yüksek sesle çağırmak, seslenmek demektir. Ayetteki 'nâdeytüm' fiili, namaz için yapılan ezan çağrısını ifade eder ve bu çağrının muhataplar tarafından duyulmasını ve karşılık verilmesini bekler. Bu bağlamda, namaz için yapılan ilahi davetin önemini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nidâ, bir şeyi duyurmak, ilan etmek manasındadır. Ayetteki kullanımı, namaz vaktinin geldiğini ve müminlerin namaza davet edildiğini açıkça belirtir. Bu, sadece bir seslenme değil, aynı zamanda dini bir emrin tebliğidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Salât (صلاة), lügatte dua ve tazim anlamına gelir. Şeriatta ise belirli rükünleri ve şartları olan, Allah'a yöneliş ve ibadet eylemidir. Ayetteki 'es-Salât' kelimesi, İslam'ın temel ibadetlerinden biri olan namazı ifade eder ve bu ibadetin çağrısına karşı gösterilen saygısızlığı kınamaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Salât, Kur'an'da merkezi bir kavram olup, Allah ile kul arasındaki doğrudan iletişimi ve bağlılığı temsil eder. Ayette, bu kutsal ibadete yapılan çağrının alay konusu edilmesi, Allah'a karşı gösterilen bir saygısızlık olarak ele alınır ve bu durumun ciddiyetini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Salât, Allah'tan rahmet, meleklerden istiğfar, müminlerden dua ve ibadet anlamına gelir. Ayetteki 'es-Salât' kelimesi, müminlerin Allah'a yöneldiği, O'na tazim ve şükranlarını sunduğu özel bir ibadet eylemini ifade eder. Bu ibadete yapılan çağrının hafife alınması, dini değerlere karşı bir küçümseme olarak değerlendirilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Hüzüv (هزو), bir şeyi hafife almak, alay etmek ve küçümsemek demektir. Ayette, namaz çağrısının 'hüzüven' olarak alınması, bu çağrının ciddiyetini ve kutsiyetini hiçe sayarak, onu bir şaka veya önemsiz bir şey gibi görme tutumunu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Hüzüv, bir şeyi istihza etmek, onunla eğlenmek manasındadır. Ayetteki kullanımı, namaz çağrısına karşı gösterilen bu tavrın, dini değerlere karşı bir saygısızlık ve küçümseme olduğunu açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): La'ib (لعب), faydasız ve boş yere yapılan eylem, oyun demektir. Ayette 'la'iben' olarak kullanılması, namaz çağrısının ciddiyetinden uzak, onu bir oyun veya eğlence gibi görerek ciddiye almama durumunu ifade eder. Bu, dini bir emri hafife almanın bir başka boyutudur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): La'ib, genellikle dünya işlerinin geçiciliğini ve boşluğunu ifade etmek için kullanılır. Ayetteki 'la'iben' kelimesi, namaz çağrısını bir oyun gibi görmenin, bu çağrının ahiret ve ebedi kurtuluşla olan bağlantısını göz ardı etmek anlamına geldiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Akıl (عقل), bir şeyi bağlamak, tutmak ve idrak etmek demektir. 'Ya'kılûn' fiili, aklını kullanmak, düşünmek ve doğruyu yanlıştan ayırmak anlamına gelir. Ayette, namaz çağrısını alay ve eğlenceye alanların 'akletmeyen bir topluluk' olarak nitelendirilmesi, onların bu davranışlarının akli bir temele dayanmadığını, aksine akıl ve idrak eksikliğinden kaynaklandığını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Akıl, Kur'an'da sadece entelektüel bir yetenek değil, aynı zamanda doğruyu yanlıştan ayıran, Allah'ın ayetlerini idrak eden ve buna göre hareket eden bir meleke olarak ele alınır. Ayetteki 'lâ ya'kılûn' ifadesi, bu kişilerin sadece düşünme yeteneğinden yoksun olmakla kalmayıp, aynı zamanda dini gerçekleri ve ibadetin önemini kavrayamayan bir zihniyete sahip olduklarını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Akıl, Kur'an'da genellikle hikmet ve basiret ile ilişkilendirilir. 'Ya'kılûn' fiilinin olumsuz kullanımı, bu kişilerin sadece bilgi eksikliği değil, aynı zamanda dini ve ahlaki değerleri anlama ve değerlendirme yeteneğinden yoksun olduklarını ifade eder. Bu durum, onların namaz çağrısına karşı gösterdikleri olumsuz tavrın temel nedenini açıklar.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(58) (Ve izâ nadeytüm iles Salâtittehazuha hüzüven ve leıben zâlike Bi ennehüm kavmün lâ ya'kılun;)
“Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır.” Akılları yoksa yapacak bir şeyleride yoktur.
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّا إِلَّا أَنْ