Rizkan lil'ibâd(i)(s) ve ahyeynâ bihi beldeten meytâ(en)(c) keżâlike-lḣurûc(u)
(9-11) Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.
Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir.
Kâf Suresi 11. ayet, Allah'ın yağmur vasıtasıyla toprağı diriltmesini ve bu dirilişin ahiretteki yeniden dirilişe bir delil teşkil ettiğini vurgulamaktadır. Ayet, rızık, diriltme ve çıkış/yeniden diriliş kavramları üzerinden ilahi kudreti ve ahiret inancını pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rızk, hem dünyevi hem de uhrevi nimetleri kapsayan geniş bir kavramdır. Ayetteki 'rızkan li'l-ibâd' ifadesi, yağmurun kullar için bir geçim kaynağı, beslenme aracı olduğunu ve bu nimetin Allah'tan geldiğini belirtir. Rızk, bazen dünyevi gıdalar, bazen de manevi faydalar için kullanılır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rızk, Allah'ın canlılara bahşettiği, kendisiyle beslenip hayatlarını idame ettirdikleri şeydir. Ayetteki kullanımı, yağmurun toprağı canlandırmasıyla ortaya çıkan bitkisel ürünlerin, insanlar için temel bir rızık kaynağı olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın yaratma ve besleme kudretinin bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu'ya göre 'rızk', Kur'an'da Allah'ın insanlara ve tüm canlılara bahşettiği maddi ve manevi lütufları ifade eder. Bu ayette, yağmurun getirdiği bereketle ortaya çıkan ürünler, Allah'ın kullarına olan rızıklandırma fiilinin somut bir tezahürüdür. Rızk, Allah'ın cömertliğinin ve besleyiciliğinin temel bir göstergesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ahyaynâ' fiilini, 'ölü toprağa hayat verdik' şeklinde açıklar. Yağmurun toprağı yeşertmesi, bitkilerin bitmesini sağlaması, toprağın cansız halden canlı hale geçişini ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin ve diriltme gücünün bir delilidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ahyaynâ bihi beldeten meyten' ifadesini mecazi bir anlatım olarak değerlendirir. Ölü toprak, kurak ve verimsiz topraktır. Yağmurla canlanması, onun tekrar ürün vermeye başlaması demektir. Bu, Allah'ın cansızdan canlıyı çıkarma gücünün bir metaforudur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ihyâ' fiilinin hem hakiki (ölüyü diriltmek) hem de mecazi (kurak toprağı yeşertmek) anlamda kullanılabileceğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, yağmurun cansız toprağa hayat vermesi, onu verimli kılması anlamındadır ve ahiretteki diriliş için bir örnek teşkil eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'belde' kelimesinin geniş bir araziyi, bir bölgeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'beldeten meyten' ifadesi, kuraklıktan dolayı ölmüş, verimsiz hale gelmiş bir toprağı anlatır. Yağmurla bu toprağın yeniden canlanması, onun bereketlenmesi demektir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'belde' kelimesinin hem şehir hem de geniş toprak parçası anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, 'ölü belde' ifadesi, kuraklık nedeniyle bitki örtüsünden yoksun kalmış, cansız görünen toprağı işaret eder. Yağmurun bu toprağı diriltmesi, Allah'ın kudretinin bir nişanesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'meyt' kelimesinin hem canlıların ölümü hem de cansız varlıkların (toprak gibi) verimsizliğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'beldeten meyten' ifadesi, kuraklık nedeniyle bitki bitirmeyen, cansızlaşmış toprağı anlatır. Yağmurun bu toprağı diriltmesi, onun verimli hale gelmesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'meyt' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'cansız, verimsiz' anlamında toprağın durumunu nitelediğini ifade eder. Yağmurun 'ölü' toprağı 'diriltmesi', Allah'ın yaratma ve yeniden canlandırma gücünün bir delili olarak sunulur ve ahiret dirilişine bir örnek teşkil eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-hurûc' kelimesini 'kabirlerden çıkış' yani 'yeniden diriliş' olarak açıklar. Ayetteki 'kezâlike' (işte böyledir) ifadesiyle, ölü toprağın yağmurla diriltilmesi ile insanların kıyamet günü kabirlerinden çıkarılması arasında bir benzetme kurulduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-hurûc' kelimesinin mecazi olarak 'yeniden diriliş' anlamında kullanıldığını ifade eder. Toprağın ölü halden canlı hale geçişi, insanların ölümden sonra tekrar hayata döndürülmesinin bir örneğidir. Bu, Allah'ın kudretinin ve ahiret inancının bir kanıtıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'hurûc' kavramının Kur'an'da genellikle 'çıkış' anlamında kullanıldığını, ancak bu ayetteki gibi ahiret bağlamında 'yeniden diriliş' anlamını taşıdığını belirtir. Toprağın dirilişi, Allah'ın insanları da aynı şekilde dirilteceğinin bir 'işareti' ve 'kanıtı' olarak sunulur. Bu, Kur'an'ın temel inançlarından olan ahiret inancını pekiştirir.
Kâf Sûresi
Âyet zât mertebesi âyetelrindendir.
“ahyeynâ” biz hayat verdik, Cenâb-ı Hakk zâtından hayât sıfatına tecelli ettiğini bildirmektedir.
Böylece o rızıkla yani, Abdiyet, sıfât ve zât tecellisinin ma’nâ rızıklarıyla ölü olan bir beden arzına hayat verdik. İşte bu hakikatler ile beden kabrinin hayali ve vehimi karanlığından çıkış böyledir. (Murat Derûni)