Ve kavme nûhin min kabl(u)(s) innehum kânû kavmen fâsikîn(e)
Bunlardan önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fasık bir toplum idiler.
Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.
Zâriyât Suresi 46. ayet, Nuh kavminin helak edilişini ve bunun temel sebebini, yani 'fâsık' olmalarını vurgular. Ayet, geçmiş kavimlerin akıbeti üzerinden bir ibret dersi sunarken, 'kavm' ve 'fâsıkîn' kavramları üzerinden toplumsal yozlaşmanın ve ilahi emirlere karşı gelmenin sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavm' kelimesinin aslen 'kıyâm' (ayağa kalkmak) kökünden geldiğini ve bir araya gelmiş, işleri birlikte yürüten insan topluluğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kavme Nûh' ifadesi, Nuh'un peygamber olarak gönderildiği ve onunla birlikte yaşayan veya ona karşı çıkan insan grubunu, yani milletini işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kavm' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir peygamberin muhatap olduğu veya ona karşı çıkan topluluğu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette de Nuh'un tebliğ ettiği ve helak olan topluluğu anlatmak için kullanılmıştır, bu da onların ortak bir kaderi paylaştıklarını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Nuh' isminin Kur'an'da sıkça zikredilen peygamberlerden biri olduğunu ve onun kıssasının ibret verici yönlerine dikkat çekildiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, geçmiş kavimlerin akıbetini hatırlatma bağlamında, Nuh'un tebliğ ettiği ve helak olan kavmi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki peygamber kıssalarının, Allah'ın adaletini ve peygamberlere karşı gelenlerin akıbetini göstermek için kullanıldığını vurgular. 'Nuh' ismi, bu bağlamda, ilahi uyarılara kulak asmayan bir kavmin helak edilişinin sembolü olarak işlev görür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fısk' kelimesinin aslen hurmanın kabuğundan çıkması gibi, bir şeyden dışarı çıkmak anlamına geldiğini belirtir. Dini terim olarak ise, Allah'ın emrinden, haktan ve doğru yoldan çıkmayı ifade eder. Nuh kavminin 'fâsıkîn' olarak nitelendirilmesi, onların ilahi sınırlara riayet etmeyip isyan ettiklerini açıkça gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'fâsık' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın emirlerine karşı gelen, günah işleyen ve itaatsizlik eden kimseler için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'fâsıkîn' ifadesi, Nuh kavminin helak edilme sebebinin, onların bu ahlaki ve dini yozlaşmışlıkları olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fısk' kavramının Kur'an'da sadece bir günah işlemekten öte, Allah ile insan arasındaki ahdi bozma, ilahi düzene karşı gelme anlamı taşıdığını belirtir. Nuh kavminin 'fâsıkîn' olması, onların sadece bireysel günahlar değil, toplumsal olarak Allah'ın belirlediği sınırları aşan bir isyan içinde olduklarını gösterir.
Zâriyât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu kavmi anlayabilmemiz için öncelikle Nûh a.s. ve Nûhiyet mertebesinin hakikatini anlamamız gerekir
Bu yolculuğun iskelesi Nûhiyyet, vasıtası, “Levhalar ve çiviler” ile yapılmış, beden gemimiz, kaptanı da Hakikat-i Muhammediyye’ye uyum sağlamaya çalışan “aklımız”dır. Oradan aldığımız yol haritası ile inşallah diğer (mertebe) limanlara da uğrayarak emniyyetli bir yolculuk ile hedefimize ulaşmaya çalışacağız.
Bu oluşum yeni bir bilinçlenme ve şuurlanma’dır. Bu bilinç ve şuur ile hayata ve kendimize şartlanılmış, dar kalıplar içerisinde bakmaktan kurtulup çok geniş bir sahada meselelere eğilerek o yönde yaşamaya gayret etmemiz gerekir.
Cenâb-ı Hakk gerçekten çok ihtiyacımız olan, gerçek gayreti, ufuk genişliğini, gönül muhabbetini, akıl kabiliyetlerini her birerlerimize vermiş olsun.
Âlemde (meratib-i İlâhi) “İlâhi mertebeler” vardır. Her mevzu, her mertebede değişik özellikler ifade etmektedirler. Hal böyle olunca Nûhiyyet mertebesinin dahi “şeriat, tarikat, hakikat ve marifet” mertebelerinden izahları vardır ve hepsi de kendi düzeylerinde geçerlidir. Biz de yeri geldikçe bütün bu mertebelerin ışığında mevzularımızın izahına çalışacağız.
Nûhiyyet mertebesi, Hazret-i Ahadiyyet’in “yeryüzü” Hazret-i Şehadet’te nokta zuhuru “Hazret-i Nûh neciyyullah” ismiyle Nûhiyyet mertebesinden görünmeye başlamasıdır, diyebiliriz.
Ebced hesabıyla “Nûh” kelimesinin sayısal değerine bir göz atalım.
(نوح) “Nûh” (Nun) 50 (vav) 6-13 (ha) 8 dir.
(50+6+8=64) (6+4=12) (6+8=14) (5+6=11) (5+8=13) “vav” büyük ebced hesabına göre (13) tür.
Böylece Nûh kelimesinin bünyesinde “11” “12” “13” ve “14” olarak 4 ana sayısal değer olduğunu görmekteyiz. Bilindiği gibi “11” hazret-i Muhammed, “12” Hakikat-i Muhammed-î, “13” hakikatü-l Ahmediy’ yetü-l Ahadiyye, “14” Nûr-u muhammed-î mertebeleri nin sayısal değerleridir. Daha o günden (Nûhiyyet) mertebesinin de bağlı olduğu yerin burası olduğu bildiril miştir.
Nûh mertebesinin bir ifadesi de, “necat” (نجات) necâtiyyet’tir. (Kurtuluş-kurtulma) anlamındadır. Bu kelimenin Ebced sayı değeri ise şöyledir.
(Nun) 50 (cim) 3 (elif) 1-13 (te) 400 dür, toplarsak. (40+3+1+400=454) (4+5+4=13) netice açık olarak (13) tür. Ayrıca içinde bulunan (elif) te, diğer yönüyle aynı zamanda (13) tür, böylece (necât) kelimesinde de iki adet (13) bulunmaktadır ki; nasıl bir uyum içinde olduğu açık olarak görülmekte’dir. (necât) ın dahi zâhir bâtın (13) ten gelmekte ve kaynağının orası olduğu gözlerimizin önüne serilmektedir.
Diğer ifade ile (نوح) “Nûh” kelimesinde ki, (nun) harfi, “nûr-u İlâhi” “nur-u Muhammed-î” olduğu gibi, (nâsut” yani “âlemi nâsut” yani insâlık âlemini de ifade etmektedir. Çünkü kendisine ikinci (Âdem) de denmektedir. Arada ki; (vav) ise (atıf) bağlamadır, (ha) ise zaten hayat olduğundan, nûr-u İlâhi ile hakikat-i Muhammed-î hayatının (Nûh) mertebesi vasıtasıyla, (necât) kurtuluşun, tekrar dünya da (nâs) âleminde devam edeceğini bildirmesidir.
Ayrıca (Nûh) kelimesinde ki iki aslî harf (nun) ve (ha) da (5+8=13) eder, bir yönüyle de (vav) da (13) tür, böylece sıfırı çıktıktan sonra (5) olan (nun) “nûr-u İlâhi” (8) olan İlâhî hayata (13) olan (vav) ile aracılık yapmakta, nûr-u Nûhiyyet hayatına bağlamaktadır diyebiliriz.[46] “ İz- -T-B- ” Kavminin yoldan çıkmış bir topluluk olduklarını Nûh a.s. dilinden âyetlerde bildirilmiştir.