Em yurîdûne keydâ(en)(s) felleżîne keferû humu-lmekîdûn(e)
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir.
Tûr Suresi 42. ayet, müşriklerin Peygamber'e karşı kurmaya çalıştıkları tuzakları ve bu tuzakların aslında kendilerine döneceğini vurgulamaktadır. Ayet, 'keyd' (tuzak) kavramı üzerinden inkar edenlerin akıbetini dilbilimsel bir derinlikle ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'revd' kökünü 'bir şeyi talep etmek, aramak' olarak açıklar. Ayetteki 'yurîdûne' fiili, müşriklerin Peygamber'e karşı bir 'keyd' (tuzak) kurma arayışında olduklarını, bu kötü niyetli taleplerini dile getirmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'irâde' kelimesini 'bir şeyi yapmaya azmetmek, ona yönelmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'yurîdûne' ifadesi, inkar edenlerin sadece düşünmekle kalmayıp, fiili olarak bir tuzak kurma azminde olduklarını, bu kötü niyeti gerçekleştirmeye yöneldiklerini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'keyd' kelimesini 'hile ve aldatma' olarak açıklar. Ayetteki 'keyden' ifadesi, müşriklerin Peygamber'i yanıltmak, ona zarar vermek amacıyla gizlice planladıkları kötü niyetli bir eylemi, bir aldatmacayı kastetmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'keyd'i 'bir şeyi gizlice ve hile ile yapmaya çalışmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'keyden' kelimesi, inkar edenlerin açıkça değil, sinsi ve aldatıcı yollarla Peygamber'e karşı bir komplo kurma çabasını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'keyd' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, düşmanların Allah'ın elçilerine karşı kurduğu hileli planlar için kullanıldığını belirtir. Tûr 42'deki 'keyden' de bu bağlamda, inkar edenlerin Peygamber'e karşı kurduğu kötü niyetli, aldatıcı ve yıkıcı planı temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'küfr' kelimesinin temel anlamının 'örtmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'keferû' fiili, inkar edenlerin hakikati, yani Allah'ın birliğini ve Peygamber'in getirdiği mesajı bilerek ve isteyerek örttüklerini, gizlediklerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'küfr'ü 'nimeti örtmek, nankörlük etmek' ve 'dini inkar etmek' olarak açıklar. Tûr 42'deki 'keferû' ifadesi, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük eden ve Peygamber'in getirdiği hakikatleri reddeden kişileri, yani müşrikleri tanımlar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'küfr'ün Kur'an'daki merkezi kavramlardan biri olduğunu ve 'iman'ın zıddı olarak, Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerin getirdiği mesajı reddetmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'keferû' fiili, bu reddedişin ve inkarın faillerini işaret eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mekîd' kelimesinin 'keyd' kökünden türeyen ism-i mef'ul olduğunu ve 'kendisine tuzak kurulan, tuzağa düşürülen' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-mekîdûn' ifadesi, inkar edenlerin başkalarına kurmaya çalıştıkları tuzağın, Allah'ın takdiriyle kendilerine döneceğini ve bu tuzağın kurbanı olacaklarını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'keyd'in hem iyi hem kötü anlamda kullanılabileceğini ancak Kur'an'da genellikle kötü niyetli planlar için kullanıldığını ifade eder. 'el-mekîdûn' ise, bu kötü niyetli planın hedefi olan, ancak ayetteki bağlamda ironik bir şekilde, bu planı kuranların kendileri olacağını gösterir. Yani, kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşeceklerdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'keyd'in Kur'an'da genellikle Allah'ın düşmanlarına karşı bir ceza veya karşılık olarak kullanıldığını belirtir. 'el-mekîdûn' kelimesi de bu bağlamda, inkar edenlerin kurdukları tuzağın Allah tarafından boşa çıkarılacağını ve bu tuzağın olumsuz sonuçlarının kendilerine döneceğini, yani kendi tuzaklarının kurbanı olacaklarını ifade eder.
Tûr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
اَمْ يُرٖيدُونَ كَيْدًا فَالَّذٖينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَكٖيدُونَ
~ ~ ~
52.42 - Em yurîdûne keydâ, fellezîne keferû humul mekîdûn.
52.42 – “Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.”
Evet bütün yaptıkları hayal ve vehimleri ile, İlâh-i hakikatleri ortadan kaldırmak için bütün işleri tuzak kumpas kurmaktır. Ancak neticede bu tuzak ve kumpas-larına kendileri düşeceklerdir.