İçeriğe atla
Necm 32Cüz 27 · Sayfa 527

Necm Sûresi 32. Âyet

النجم

Sohbete sor

Elleżîne yectenibûne kebâ-ira-l-iśmi velfevâhişe illâ-llemem(e)(c) inne rabbeke vâsi'u-lmaġfira(ti)(c) huve a'lemu bikum iż enşeekum mine-l-ardi ve-iż entum ecinnetun fî butûni ummehâtikum(s) felâ tuzekkû enfusekum(s) huve a'lemu bimeni-ttekâ

Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

Necm (Yıldız) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Varlığın yoktu, sizi arzdan inşa etmede, anne karnın da cenin idin; bu durumda neye böbürleneceksin?... Bu durumda “lât, uzza, menat” gibi isimlendirilmişiz, ancak burada onlara olan bir farkımız var. Bizi isimlendiren Allah; bizi “insân, nefs, kulum, halifem” isimleri ile isimlendirmiş. Bunlar Kûr’ân ile sabit olan Allah’ın verdiği isimler. Onlar ise, insânlar tarafından isimlendirilmiş ve hayâli olan isimlerdir. Diğer taraftan Allah tarafından bize verilen hakiki isimleri ise, biz hayâle döndürmüşüz, işte Esas suçlanmamız gereken yer burasıdır. Yani bu isimlerin hakikatini yaşamadan lisânımızda, sadece lâfzi olarak tuttuk, özümüze indiremedik.

İnsân dendiyse, insân olmalıyız, hayatımıza tatbik etmeliyiz, onu yaşamalıyız. Halife dendiyse halife mânâsını müdrik olup, hayatımıza tatbik etmeliyiz, onu yaşamalıyız. Dolayısıyle ilâhi isimleri biz, vasfi ve hayâli isimlere döndürdük.

“hüve a’lemü bimenitteka” (hüve ittika edenleri bilir) İttika, takva edendir.

Müttaki, ittikayı tatbik eden.

Her mertebenin ittikası vardır.

- Ef’âl mertebesinde, (madde âlemi, bedensel ittika) şüpheli olan şeylerden sakınmak, kendini korumak. Kadınlar için İslâmın gerektiği şekilde kapanmak.

  • Tarîkat mertebesinde, muhabbetullahın
  • azalmasından sakınmak. Burada maddeden, mânâya geçti.

- Hakikat mertebesinde, Allahın kendinde olan varlığını unutmaktan sakınmak. Yani ilâhi varlıkla yaşadığından gaflet etmemek. Beşeriyetine dalmamak.

- Mârifet mertebesinde, Daha sürekli olarak, günün 24 saatinde Allah ile birlikte yaşamak.

Bir hadiste, (Madde yönünden imanın 6 şartı vardır ama mânâ yönünden imânın ilk şartı olarak) “Allahın seninle olduğuna imân etmektir,” deniyor.

Burada ikân, müşahâde yollu idrak etmek, ki gerçek takva (sakınma) odur. Kısaca beşeriyetine düşmekten sakınmaktır.

“inna lillâhi ve inna ileyhi raci’une” hâlinde devamlı yaşayabilmek.

(Necm Sûresi 53/33)

ذِي تَوَلَّىٰعأَفَرَأَيْتَ ال

“efe reaytelle­ziy tevella”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)