Febi-eyyi âlâ-i rabbike tetemârâ
O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).
O halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun.
Necm Suresi 55. ayet, insanın Allah'ın nimetleri karşısındaki tavrını sorgulayan retorik bir ifade içermektedir. Ayet, 'âlâ' kelimesiyle nimetlerin büyüklüğüne, 'tetemârâ' kelimesiyle ise bu nimetler karşısındaki şüphe ve tartışmacı tutuma vurgu yapmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âlâ' kelimesini 'nimet' ve 'kudret delili' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren, insanlara bahşettiği sayısız lütuf ve mucizeleri ifade eder. Bu nimetler, sadece maddi değil, aynı zamanda manevi ve akli lütufları da kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'âlâ' kelimesini 'nimetler' (نعماء) olarak tefsir eder. Ayetteki 'febi'eyyi âlâi Rabbike' ifadesiyle, Rabbinin hangi nimetlerini inkâr edersin veya şüpheye düşersin anlamını taşır. Bu, Allah'ın kudretinin ve cömertliğinin açık delillerine işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nimet' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. 'Âlâ' kelimesi, Allah'ın lütfunun ve cömertliğinin somut tezahürleri olarak anlaşılmalıdır. Ayetteki bağlamda, insanın bu nimetler karşısındaki nankörlüğünü veya şüpheciliğini sorgulayan bir retorik işlevi görür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesini 'terbiye eden, ıslah eden, sahip olan, efendi' anlamlarında açıklar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın insan üzerindeki mutlak otoritesini, onu yoktan var edip her türlü ihtiyacını karşılayan, onu kemale erdiren ve yöneten vasfını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin 'malik, seyyid, mürebbi, kayyım' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, muhatabın şahsi olarak Allah ile olan ilişkisini, Allah'ın ona özel olarak bahşettiği nimetleri ve onun üzerindeki terbiye edici rolünü hatırlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın yaratıcı, besleyici ve yönetici sıfatlarını kapsayan merkezi bir kavram olduğunu belirtir. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, insanın varoluşsal olarak Allah'a bağımlılığını ve O'nun nimetlerinin kaynağı olduğunu vurgulayarak, şüpheci tutumu eleştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'temârâ' fiilini 'şüphe etmek, tartışmak' anlamında kullanır. Ayetteki 'tetemârâ' ifadesi, kişinin Rabbinin açıkça görünen nimetleri karşısında hala şüpheye düşmesini, bu nimetlerin kaynağı hakkında tartışmaya girmesini veya onları inkâr etmesini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mârâ' fiilinin 'şüphe etmek, münakaşa etmek, gerçeği gizlemek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tetemârâ' fiili, kişinin Allah'ın nimetlerinin apaçık delilleri karşısında bile inatla şüphe etmesini, gerçeği kabul etmekten kaçınmasını veya onu tartışma konusu yapmasını kınar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'm-r-y' kökünün 'şüphe, tartışma, çekişme' gibi anlamlar taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'tetemârâ' fiili, Allah'ın nimetlerinin açık delilleri karşısında bile kişinin hala bir tür inatçı şüphecilik veya tartışmacı bir tutum sergilemesini, bu nimetlerin kaynağını sorgulamasını eleştiren bir ifadedir.
Necm (Yıldız) Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
febieyyi alâi rabbike tetemara “Artık Rab'bının hangi nimetlerinden şüphe edersin?.”
(Necm Sûresi 53/56)
نُذُرُ الْأُولَىٰوهَذَا نَذِيرٌ مِنَ النُّذُ
haza neziyrün minen nüzuril ula “İşte bu da evvelki uyarıcı (ikaz edicilerden) bir uyarı, ikazdır.”