Ve lekad câe âle fir'avne-nnużur(u)
Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.
Kamer Sûresi
Firavun ve ali’ne aliesine, tebasına yani ilahlık ilan eden Nefsi emmare ve hayal ve vehim güçlerine Akıl Mûsâ’sı ve Fikir Harunu uyarıcı olarak geldi. (M.D.) Zâhiren Fir’âvn câhil bir insân değildi, eğitilmiş, makam ve mertebe sâhibi yönetici bir kimse idi. Kendisinde bu kadar büyük güç ve kuvvet bulunca da bunları kendisine ait zannetti bâtınen dahi nefsi emmârenin beden mülkündeki gücü bu kadar yüksek mâhiyettedir. Fir’âvn tafsili ve yaygın olan bu âlemleri bu şekilde kendisine mâl etmek sûretiyle bozgunculuk yapıyordu aynı şekilde nefsi emmâre de, fikirlerde ve düşüncelerde onların sâhibi benim diyerek bozgunculuk yapıyordu yani Hakk’ın varlığını kendisine mâl etmekteydi.[127] “ İz- -T-B- ” Mertebe-i Mûseviyyenin aklı ve fikri ile ve esmâ-i ilâhiyyenin sizdeki bütün kuvvetleri ile gittiler. Çünkü o ve tabileri kendinde de var olan bu kuvvetleri, nefsi yönünde kullanmak sûretiyle kendine mâl edip azdılar. Bu hakikati onlara “zikredip-hatırlatılar” (M.D.)