İçeriğe atla
Kamer 42Cüz 27 · Sayfa 530

Kamer Sûresi 42. Âyet

القمر

Sohbete sor

Keżżebû bi-âyâtinâ kullihâ fe-eḣażnâhum aḣże ‘azîzin muktedir(in)

Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

Kamer Sûresi

Nefsi emmare Fir’avunu ve taraftarları ruhani Akıl ve Fikir tarafından gelen Hakikat-ı İlahiyye işaretlerini yalanladı. (M.D.) Nefsi alt etme şansı ancak Mûsevîyyet düzeyinde oluşabiliyor. Onun öncesi sürekli boğuşma ile geçer bazen nefs, bazen rûhaniyet üste çıkar ancak kesin bir sonuç yoktur.[128] “ İz- -T-B- ”

(فرعون) “Fir’âvn” kelimesini aslı üzere iki hece-kelimeye bölelim. “Fir ’âvn” (فِرْعَوْنَ) olacaktır. Yani birinci kısmı “Fir” ikinci kısmıda, ’âvn” bu harflerin ebced sayı değerlerine baktığımız zaman, “Fe-80” “rı-200” “ayn-70- 130” “vav-6” “nun-50” dir. Bunları toplarsak, (80+200+70+6+50=406) (4+6=10) diğer şekilde sadece tek sıra sayıları toplarsak, (8+2+7+6+5=28) bunu da toplarsak, (2+8=10) gene on dur. İki ayrı hece olarak toplarsak, “Fir” “Fe-80” “rı-200” toplarsak, (80+200=280) dir. ’âvn” “ayn-70-130” “vav-6” “nun-50” toplarsak, (70+6+50=126) gene toplarsak, (1+2+6=9) Ayrıca büyük ebced hesabı ile de “ayn” (130) dur ki oda (13) tür.

( فُرْ) “Fir-’âvn.” Tasavvufta (Fenâ’fir’rasûl) (Rasûlde fani olmak) diye bir tabir ve yaşam süresi vardır ki, bu mertebede kişi (Rasûlde fani olur) ancak bu makam gene mürşidinde vâki olur yani o mertebenin idraki, mürşidinin hakikatini “rasûl” makamında görmek-bilmektir. Hangi mertebenin sohbeti yapılıyor ise, o mertebenin “Rasûl-habercisi”dir. (F-Fatih) (açıcı) (R-Rahman ve Rahîm) dir. Bu mertebenin Rasûl-u Hz. Mûsâ Mertebe-i Mûseviyyet olduğundan, burada ki, (Fenâ’fir’rasûl) Fenâ-i Mûsâ’dır. Çünkü “Fir’âvn” zâten “mû” su da gark-fani olmuştur. (Fenâ’fir’rasûl-Mûsâ) olmuştur. Yani ma’nâ-ı Mûseviyyette Fâni ve gark olmuştur, onun hükmü altına girmiştir.

Sayı değeri (280) (28) dir ki bu yönüylede metebe-i Muhammediyye’ye bağlıdır. O zaman Mûsâ, hâdi ismi yönünden, Fir’âvn ise, genelde Mudil ismi yönünden, (Fe-nâ’fir’rasûl-u-Muhammed)de Fâni olmuşlardır.[129] “İz- -T-B-“

(Fe etbeahum fir’avnu bi cunûdihî fe gaşiyehum minel yemmi mâ gaşiyehum.)

(Tâ-Hâ-20/78) “Böylece Fir’âvn ordusuyla onları takip etti. Bunun üzerine deniz, onların üzerine öyle bir kapanışla kapandı ki, onları (tamamen) örterek kapladı (onları suda boğdu).”


Nefsi emmâre ve askerleri, akıl Mûsâ’sı, fikir Hârun’u nu ve onların halkını, takib ederek kendilerini de aynı halde zannederek arkalarından denize girdiler. Bunun üzerine su onların üzerine kaparak bu su ile gark olmuş-nefesleri kesilmiş oldu. Benî İsrâîl-e kuru bir yol olan aynı geçit, onları boğan su oldu.


(Ve edalle fir’avnu kavmehu ve mâ hedâ.)

(Tâ-Hâ-20/79) “Ve Fir’âvn, kavmini dalâlette bıraktı ve (kavmini) hidâyetten men etti.”


Nefs-i emmâre kendi tâbilerini hayal ve vehimle aldatarak dalâlette bıraktı ve böylece hidayetten men etti.[130] “İz- -T-B-“