Ve fâkihetin mimmâ yeteḣayyerûn(e)
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
Beğendikleri meyvalar,
Vâkıa Suresi'nin 20. ayeti, cennet ehlinin nimetlerinden bahsederken, özellikle 'meyve' ve 'seçme' kavramları üzerinden bu nimetlerin bolluğunu, çeşitliliğini ve kişisel tercihlere uygunluğunu vurgulamaktadır. Ayet, cennetin maddî güzelliklerini ve manevî tatminini dilbilimsel bir derinlikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fâkihe (فَاكِهَة), 'fekehe' (فَكَهَ) kökünden türemiş olup, insanın hoşuna giden, lezzet aldığı ve kendisiyle eğlendiği şeyleri ifade eder. Kur'an'da genellikle yiyecek ve içeceklerin en güzel ve lezzetli olanlarını, özellikle de cennet nimetlerini belirtmek için kullanılır. Bu ayetteki 'fâkihe', cennet ehlinin zevkine sunulan, çeşitliliği ve lezzetiyle onları mutlu eden meyveleri ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fâkihe (فَاكِهَة), Arapçada genel olarak meyve anlamına gelir. Ancak Kur'an'da cennet bağlamında kullanıldığında, bu meyvelerin dünyadaki benzerlerinden çok daha üstün, daha lezzetli ve daha çeşitli olduğunu ima eder. Ayetteki kullanımı, cennetin maddî güzelliklerinin bir parçası olarak, insan ruhuna hoş gelen ve tatmin eden meyveleri anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'fâkihe' kavramının sadece maddî bir yiyecek olmanın ötesinde, cennetin genel refah ve mutluluk atmosferini yansıtan bir sembol olduğunu belirtir. Cennet tasvirlerinde 'fâkihe'nin sıkça geçmesi, bu nimetlerin bolluğunu ve erişilebilirliğini vurgular. Ayetteki 'fâkihe', cennet ehlinin arzu ve isteklerine göre sunulan, onlara keyif veren bir nimettir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Yetahayyerûne (يَتَخَيَّرُونَ), 'hayr' (خَيْر) kökünden türemiş olup, 'bir şeyi seçmek, tercih etmek, en iyisini ayırmak' anlamına gelir. Bu fiil, bir şeyin iyiliğini ve güzelliğini göz önünde bulundurarak seçim yapmayı ifade eder. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin kendilerine sunulan meyveler arasından istediklerini, beğendiklerini ve arzu ettiklerini seçme yetkisine sahip olduklarını gösterir, bu da cennet nimetlerinin kişiye özel ve sınırsız olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Yetahayyerûne (يَتَخَيَّرُونَ) fiili, 'tefa''ul' (تَفَاعُل) babından gelerek, seçme eyleminin özenle ve dikkatle yapıldığını, hatta birden fazla seçenek arasından en uygun olanı belirleme çabasını ifade eder. Cennet bağlamında bu, nimetlerin sadece sunulmakla kalmayıp, aynı zamanda cennet ehlinin kişisel zevk ve tercihlerine göre özgürce seçilebildiğini gösterir. Bu durum, cennetin mükemmelliğini ve sakinlerine verilen değeri pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yetahayyerûne' fiilinin Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel bir seçimi değil, aynı zamanda ruhsal bir tatmini de içerdiğini belirtir. Cennet ehlinin seçme özgürlüğü, onların iradelerine saygı duyulduğunu ve arzularının eksiksiz yerine getirildiğini gösterir. Bu ayetteki 'seçme' eylemi, cennet nimetlerinin bolluğunu, çeşitliliğini ve kişisel tercihlere göre şekillenebilirliğini vurgular.
Vâkı'a Sûresi
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ ﴿٢١﴾