İçeriğe atla
TefsirVâkıa
Sure 56Mekkî96 ayet

Vâkıa

Kıyamet

الواقعة

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ

1Cüz 27 · Sayfa 534

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Itha waqaAAati alwaqiAAat

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

2Cüz 27 · Sayfa 534

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Laysa liwaqAAatiha kathiba

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

3Cüz 27 · Sayfa 534

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Khafidatun rafiAAa

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

4Cüz 27 · Sayfa 534

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

Itha rujjati al-ardu rajja

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

5Cüz 27 · Sayfa 534

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

Wabussati aljibalu bassa

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

6Cüz 27 · Sayfa 534

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

Fakanat habaan munbaththa

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

7Cüz 27 · Sayfa 534

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً

Wakuntum azwajan thalatha

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

8Cüz 27 · Sayfa 534

فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Faas-habu almaymanati maas-habu almaymanat

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

9Cüz 27 · Sayfa 534

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Waas-habu almash-amati maas-habu almash-amat

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

10Cüz 27 · Sayfa 534

وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ

Wassabiqoona assabiqoon

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

11Cüz 27 · Sayfa 534

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Ola-ika almuqarraboon

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

12Cüz 27 · Sayfa 534

فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Fee jannati annaAAeem

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

13Cüz 27 · Sayfa 534

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Thullatun mina al-awwaleen

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

14Cüz 27 · Sayfa 534

وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Waqaleelun mina al-akhireena

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

15Cüz 27 · Sayfa 534

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

AAala sururin mawdoona

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

16Cüz 27 · Sayfa 534

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ

Muttaki-eena AAalayha mutaqabileen

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

17Cüz 27 · Sayfa 535

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

Yatoofu AAalayhim wildanunmukhalladoon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

18Cüz 27 · Sayfa 535

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

Bi-akwabin waabareeqa waka/sinmin maAAeen

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

19Cüz 27 · Sayfa 535

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

La yusaddaAAoona AAanhawala yunzifoon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

20Cüz 27 · Sayfa 535

وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Wafakihatin mimmayatakhayyaroon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

21Cüz 27 · Sayfa 535

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Walahmi tayrin mimmayashtahoon

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

22Cüz 27 · Sayfa 535

وَحُورٌ عِينٌ

Wahoorun AAeen

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

23Cüz 27 · Sayfa 535

كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

Kaamthali allu/lui almaknoon

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

24Cüz 27 · Sayfa 535

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Jazaan bima kanooyaAAmaloon

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

25Cüz 27 · Sayfa 535

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

La yasmaAAoona feeha laghwanwala ta/theema

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

26Cüz 27 · Sayfa 535

إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا

Illa qeelan salaman salama

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

27Cüz 27 · Sayfa 535

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ

Waas-habu alyameeni maas-habu alyameen

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

28Cüz 27 · Sayfa 535

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Fee sidrin makhdood

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

29Cüz 27 · Sayfa 535

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Watalhin mandood

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

30Cüz 27 · Sayfa 535

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Wathillin mamdood

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

31Cüz 27 · Sayfa 535

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

Wama-in maskoob

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

32Cüz 27 · Sayfa 535

وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Wafakihatin katheera

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

33Cüz 27 · Sayfa 535

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

La maqtooAAatin walamamnooAAa

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

34Cüz 27 · Sayfa 535

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Wafurushin marfooAAa

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

35Cüz 27 · Sayfa 535

إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً

Inna ansha/nahunna inshaa

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

36Cüz 27 · Sayfa 535

فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا

FajaAAalnahunna abkara

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

37Cüz 27 · Sayfa 535

عُرُبًا أَتْرَابًا

AAuruban atraba

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

38Cüz 27 · Sayfa 535

لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Li-as-habi alyameen

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

39Cüz 27 · Sayfa 535

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Thullatun mina al-awwaleen

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

40Cüz 27 · Sayfa 535

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

Wathullatun mina al-akhireen

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

41Cüz 27 · Sayfa 535

وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ

Waas-habu ashshimalima as-habu ashshimal

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

42Cüz 27 · Sayfa 535

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

Fee samoomin wahameem

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

43Cüz 27 · Sayfa 535

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

Wathillin min yahmoom

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

44Cüz 27 · Sayfa 535

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

La baridin wala kareem

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

45Cüz 27 · Sayfa 535

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

Innahum kanoo qabla thalikamutrafeen

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

46Cüz 27 · Sayfa 535

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

Wakanoo yusirroona AAalaalhinthi alAAatheem

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

47Cüz 27 · Sayfa 535

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Wakanoo yaqooloona a-itha mitnawakunna turaban waAAithamana-inna lamabAAoothoon

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

48Cüz 27 · Sayfa 535

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

Awa abaona al-awwaloon

"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

49Cüz 27 · Sayfa 535

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

Qul inna al-awwaleena wal-akhireen

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

50Cüz 27 · Sayfa 535

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

LamajmooAAoona ila meeqatiyawmin maAAloom

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

51Cüz 27 · Sayfa 536

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Thumma innakum ayyuha addalloonaalmukaththiboon

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

52Cüz 27 · Sayfa 536

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

Laakiloona min shajarin min zaqqoom

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

53Cüz 27 · Sayfa 536

فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Famali-oona minha albutoon

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

54Cüz 27 · Sayfa 536

فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

Fashariboona AAalayhi mina alhameem

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

55Cüz 27 · Sayfa 536

فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

Fashariboona shurba alheem

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

56Cüz 27 · Sayfa 536

هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

Hatha nuzuluhum yawma addeen

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

57Cüz 27 · Sayfa 536

نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Nahnu khalaqnakum falawlatusaddiqoon

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

58Cüz 27 · Sayfa 536

أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

Afaraaytum ma tumnoon

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

59Cüz 27 · Sayfa 536

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

Aantum takhluqoonahu am nahnu alkhaliqoon

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

60Cüz 27 · Sayfa 536

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Nahnu qaddarna baynakumualmawta wama nahnu bimasbooqeen

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

61Cüz 27 · Sayfa 536

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

AAala an nubaddila amthalakumwanunshi-akum fee ma la taAAlamoon

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

62Cüz 27 · Sayfa 536

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Walaqad AAalimtumu annash-ata al-oolafalawla tathakkaroon

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

63Cüz 27 · Sayfa 536

أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

Afaraaytum ma tahruthoon

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

64Cüz 27 · Sayfa 536

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Aantum tazraAAoonahu am nahnu azzariAAoon

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

65Cüz 27 · Sayfa 536

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Law nashao lajaAAalnahu hutamanfathaltum tafakkahoon

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

66Cüz 27 · Sayfa 536

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

Inna lamughramoon

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

67Cüz 27 · Sayfa 536

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Bal nahnu mahroomoon

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

68Cüz 27 · Sayfa 536

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

Afaraaytumu almaa allatheetashraboon

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

69Cüz 27 · Sayfa 536

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

Aantum anzaltumoohu mina almuzni am nahnualmunziloon

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

70Cüz 27 · Sayfa 536

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Law nashao jaAAalnahu ojajanfalawla tashkuroon

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

71Cüz 27 · Sayfa 536

أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

Afaraaytumu annara allateetooroon

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

72Cüz 27 · Sayfa 536

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

Aantum ansha/tum shajarataha am nahnualmunshi-oon

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

73Cüz 27 · Sayfa 536

نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

Nahnu jaAAalnaha tathkiratanwamataAAan lilmuqween

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

74Cüz 27 · Sayfa 536

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Fasabbih bismi rabbika alAAatheem

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

75Cüz 27 · Sayfa 536

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Fala oqsimu bimawaqiAAi annujoom

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

76Cüz 27 · Sayfa 536

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Wa-innahu laqasamun law taAAlamoona AAatheem

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

77Cüz 27 · Sayfa 537

إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ

Innahu laqur-anun kareem

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

78Cüz 27 · Sayfa 537

فِى كِتَـٰبٍ مَّكْنُونٍ

Fee kitabin maknoon

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

79Cüz 27 · Sayfa 537

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

La yamassuhu illa almutahharoon

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

80Cüz 27 · Sayfa 537

تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Tanzeelun min rabbi alAAalameen

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

81Cüz 27 · Sayfa 537

أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

Afabihatha alhadeethi antummudhinoon

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

82Cüz 27 · Sayfa 537

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

WatajAAaloona rizqakum annakum tukaththiboon

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

83Cüz 27 · Sayfa 537

فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

Falawla itha balaghati alhulqoom

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

84Cüz 27 · Sayfa 537

وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ

Waantum heena-ithin tanthuroona

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

85Cüz 27 · Sayfa 537

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Wanahnu aqrabu ilayhi minkum walakinla tubsiroon

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

86Cüz 27 · Sayfa 537

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Falawla in kuntum ghayra madeeneen

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

87Cüz 27 · Sayfa 537

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

TarjiAAoonaha in kuntum sadiqeen

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

88Cüz 27 · Sayfa 537

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Faamma in kana minaalmuqarrabeen

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

89Cüz 27 · Sayfa 537

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

Farawhun warayhanun wajannatunaAAeem

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

90Cüz 27 · Sayfa 537

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Waamma in kana min as-habialyameen

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

91Cüz 27 · Sayfa 537

فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Fasalamun laka min as-habialyameen

"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

92Cüz 27 · Sayfa 537

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Waamma in kana mina almukaththibeenaaddalleen

Eğer, sapık yalancılardan ise,

93Cüz 27 · Sayfa 537

فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

Fanuzulun min hameem

Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

94Cüz 27 · Sayfa 537

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

Watasliyatu jaheem

Cehenneme sokulur.

95Cüz 27 · Sayfa 537

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

Inna hatha lahuwa haqqualyaqeen

Doğrusu kesin gerçek budur.

96Cüz 27 · Sayfa 537

فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Fasabbih bismi rabbika alAAatheem

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.