İnne hâżâ lehuve hakku-lyakîn(i)
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
Kesin gerçek budur işte.
Vâkıa Suresi'nin 95. ayeti, kıyamet ve ahiret gerçekliğinin kesinliğini vurgulamaktadır. Ayet, 'hakku'l-yakîn' ifadesiyle bu gerçeğin şüphe götürmez ve en üst düzeyde bir kesinlik taşıdığını beyan eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hakk kelimesi, bir şeyin sabit ve doğru olması, gerçeğe uygunluk anlamına gelir. Ayetteki 'hakku'l-yakîn' ifadesinde, bu gerçekliğin şüphe götürmez, en üst düzeyde bir kesinlik taşıdığını ve zihinsel bir kabulden öte, bizzat yaşanacak bir hakikat olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Hakk, burada 'sabit ve vâki olan' anlamındadır. Ayetteki kullanımında, kıyamet ve ahiret gibi gelecekteki olayların kesinlikle gerçekleşeceğini, bunların birer hayal veya zan değil, somut ve değişmez gerçekler olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Hakk kavramı Kur'an'da, Allah'ın varlığı ve birliği gibi temel inanç esaslarından, ahiret ve hesap gününün kesinliğine kadar geniş bir yelpazede 'mutlak gerçeklik' anlamında kullanılır. Bu ayette, 'yakîn' ile birlikte kullanılarak, bu gerçeğin en yüksek derecede, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Yakîn, bir şeyin gerçekliğini bilmek ve bu bilginin şüphelerden arınmış olmasıdır. 'Hakku'l-yakîn' ifadesinde, bu bilginin sadece zihinsel bir idrak değil, aynı zamanda bizzat yaşanarak elde edilen, en üst düzeydeki kesinlik mertebesi olduğunu gösterir. Bu, 'ilme'l-yakîn' ve 'ayne'l-yakîn'den daha ileri bir mertebedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Yakîn, bir şeyin hakikatini tam olarak idrak etmek ve bu konuda hiçbir şüpheye düşmemektir. Ayetteki 'hakku'l-yakîn' terkibi, bu kesinliğin en yüksek derecesini ifade eder; öyle ki, bu gerçeklik artık sadece bir bilgi değil, bizzat tecrübe edilen bir hakikattir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Yakîn, şüphenin zıddıdır ve bir şeyin gerçekliğine dair tam bir kanaat ve itminan halidir. 'Hakku'l-yakîn' ifadesi, bu kesinliğin en üst mertebesini, yani bir şeyi bizzat yaşayarak elde edilen, gözle görülen ve hissedilen bir gerçeklik düzeyini temsil eder. Bu, kıyamet ve ahiret gerçekliğinin kaçınılmazlığını ve somutluğunu vurgular.
Vâkı'a Sûresi
فَسَبِّـحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖيمِ ﴿٩٦﴾
Fesebbih bismi rabbike-l’azîm.