E-entum tezra'ûnehu em nahnu-zzâri'ûn(e)
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Bu ayet, yaratma ve rızıklandırma kudretinin yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgulamak için 'ekme' fiili üzerinden bir sorgulama yapmaktadır. Anahtar kavramlar, ekme eylemini ve bu eylemin failini merkeze alarak ilahi kudreti ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zera' (زرع) kelimesini toprağa tohum atmak ve bu tohumdan bitki bitirmek olarak tanımlar. Ayetteki 'tezraûnehû' ifadesi, sadece tohumu toprağa atmak değil, aynı zamanda o tohumun filizlenip ürün vermesini sağlamak anlamında kullanılarak, bu eylemin gerçek failinin kim olduğu sorusunu gündeme getirir. İnsan sadece aracıdır, bitirici değil. (el-Müfredât, s. 380)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'zera' fiilinin Kur'an'daki kullanımında mecazi anlamlara da işaret eder. Bu ayetteki 'tezraûnehû' ifadesi, zahiren insanların tohum ekme eylemini ifade etse de, asıl vurgu, bu eylemin sonucunu, yani bitkinin büyümesini ve ürün vermesini sağlayan ilahi kudret üzerinedir. İnsan eker, ancak bitirmez. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 259)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'zera' kavramının, insanın çabasını ve Allah'ın yaratma gücünü bir araya getiren bir sembol olduğunu belirtir. 'Tezraûnehû' ifadesi, insanın eyleminin sınırlılığını ve nihai sonucun Allah'ın iradesine bağlı olduğunu gösterir. İnsan tohumu atar, ancak onu büyüten ve meyve veren Allah'tır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 187)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nahnu' zamirinin Kur'an'da Allah için kullanıldığında, O'nun azametini, kudretini ve tekliğini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'em nahnu' ifadesi, ekme eyleminin nihai ve gerçek failinin Allah olduğunu, bu eylemin O'nun kudretiyle gerçekleştiğini kesin bir dille ortaya koyar. (el-Külliyyât, s. 950)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'nahnu' zamirinin bu bağlamda, Allah'ın fiillerindeki tekliğini ve ortak kabul etmezliğini vurguladığını açıklar. 'Biz mi bitiriyoruz?' sorusu, insanların bu eylemdeki acizliğini ve Allah'ın mutlak kudretini karşılaştırmalı olarak sunar. (Umdetü'l-Huffâz, c. 2, s. 123)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zâriûn' kelimesinin, tohumu toprağa atan ve ondan bitki bitiren kişi veya varlık anlamına geldiğini belirtir. Ayette 'Biz mi zâriûnuz?' ifadesiyle, insanların sadece tohumu toprağa koyduğunu, ancak onu büyüten ve ürün veren asıl 'zâriûn'un Allah olduğunu vurgular. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 450)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'zâriûn' kelimesinin, 'zera' fiilinden türeyen ve ekme eylemini gerçekleştiren faili ifade ettiğini açıklar. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın, bitkileri yerden bitirme ve büyütme kudretinin tek sahibi olduğunu, insanların bu süreçte sadece bir araç olduğunu net bir şekilde ortaya koyar. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 125)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zâriûn' gibi ismi fail kalıplarının Kur'an'da, eylemin sürekliliğini ve failin bu eylemdeki mutlak yetkisini vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ez-zâriûn' ifadesi, Allah'ın bitkileri bitirme eylemindeki mutlak ve kesintisiz kudretini, bu eylemin yegane ve gerçek faili olduğunu pekiştirir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 210)
Vâkı'a Sûresi
لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ﴿٦٥﴾