Efebihâżâ-lhadîśi entum mudhinûn(e)
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
Vâkıa Suresi'nin 81. ayeti, inkarcıların Kur'an'a karşı takındıkları küçümseyici ve umursamaz tavrı eleştirmektedir. Ayet, 'hadîs' kelimesiyle Kur'an'a işaret ederken, 'müdhûnûn' kelimesiyle bu küçümsemenin niteliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hadîs' kelimesinin 'yeni olan şey' anlamına geldiğini belirtir. Kur'an bağlamında ise, Allah'tan gelen ve sürekli tazeliğini koruyan, insanlara yeni bilgiler ve hükümler getiren ilahi kelamı ifade eder. Bu ayette, inkarcıların küçümsediği 'söz' olarak Kur'an'a işaret edilmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hadîs' kelimesinin Kur'an'da 'haber' ve 'söz' anlamlarında kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'hâzâ' (bu) zamiriyle birlikte 'el-Hadîs', doğrudan Kur'an'ın kendisini kastetmektedir. İnkarcılar, bu ilahi haberi, yani Kur'an'ı hor görmektedirler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hadîs' kelimesinin Kur'an'da 'Allah'ın sözü' ve 'vahiy' anlamında kullanıldığını vurgular. Ona göre, Kur'an'ın kendisi 'hadîs' olarak nitelendirilir ve bu, onun ilahi menşeini ve benzersizliğini ifade eder. Ayetteki kullanım, bu ilahi sözün insanlar tarafından nasıl algılandığına dair bir eleştiridir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'müdhûnûn' kelimesinin 'müdâhene' kökünden geldiğini ve 'yumuşak davranmak, yağcılık yapmak, gevşeklik göstermek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların Kur'an'ın ciddiyetini kavramayıp ona karşı lakayt ve umursamaz bir tutum sergilemelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dehân' (yağ) kelimesinden türeyen 'müdâhene'nin, bir şeyi yumuşatmak veya ona karşı gevşek davranmak anlamına geldiğini açıklar. Kur'an bağlamında 'müdhûnûn', hakikati kabul etmek yerine ona karşı gevşeklik gösteren, ciddiye almayan ve hatta onu küçümseyen kimseleri tanımlar. Bu, onların Kur'an'ın mesajına karşı takındıkları kayıtsız tavrı vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'müdâhene'nin 'bir şeyi yumuşatmak, ona karşı müsamahakâr davranmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'müdhûnûn', Kur'an'ın getirdiği hakikatlere karşı gevşeklik gösteren, onu ciddiye almayan ve hatta ona karşı düşmanca bir tavır sergileyenleri ifade eder. Bu, onların Kur'an'ın uyarılarına karşı duyarsızlığını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'müdâhene' kelimesinin Kur'an'da 'gevşeklik göstermek, yağcılık yapmak, gerçeği gizlemek' gibi anlamlarda kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'müdhûnûn', Kur'an'ın mesajına karşı samimiyetsiz, umursamaz ve hatta onu küçümseyen bir tutum sergileyenleri tanımlar. Onlar, Kur'an'ın ciddiyetini ve önemini idrak edememektedirler.
Vâkı'a Sûresi
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ﴿٨٢﴾