İçeriğe atla
Vâkıa 82Cüz 27 · Sayfa 537

Vâkıa Sûresi 82. Âyet

الواقعة

Sohbete sor

Ve tec'alûne rizkakum ennekum tukeżżibûn(e)

(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

Vâkı'a Sûresi

(56/81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?


Âyette geçen “söz” mânasındaki hadîs ile Kur’ân-ı Kerîm kastedilmektedir. Bu hitapta, inkârcıların kendilerine lütfedilen nimetler karşısında şükür ve teslimiyet göstermek yerine, bu nimetlerin Allah’tan geldiğini inkâr etmeleri ve hakikati yalanlamaları şiddetle tenkit edilmektedir. Nitekim nankörlüğün tipik tezahürü olarak, yağmur gibi apaçık bir ilâhî ihsanın yıldızlara veya tabiî sebeplere nisbet edilmesi örnek gösterilmiştir.

Bazı müfessirler bu âyetin mânasını daha da genişleterek şöyle anlamışlardır: Size indirilen bu yüce Kur’ân’ı, vahyedilen ilâhî kelâmı, iman nurunu ve apaçık yakîni hafife mi alıyorsunuz? Kudretimin eseri olarak gönderdiğim rızıkları, rahmetimle sevk ettiğim rüzgârları, yükselttiğim bulutları, indirdiğim yağmurları ve bütün bunlara memur kıldığım melekleri inkâr ve nankörlük vesilesi mi kılıyorsunuz? Sûrenin başından itibaren bildirilen hakikatleri, özellikle de öldükten sonra diriliş vaadini mi küçümsüyorsunuz? Yoksa bu Kur’ân’dan nasibiniz, onu yalanlamak ve yalancılıkla itham etmekten mi ibaret olacaktır? İlâhî kelâmı, kendisine itimat edilecek bir hidayet kaynağı değil de, reddedilecek bir söz olarak mı görüyorsunuz? (Kur’ân Yolu, 231; İbn Berrecân, Tefsîr, 5/286) İşârî olarak buradaki “rızık”, yalnız maddî nimetler değil; iman, hidayet, irşad ve mârifetten nasiplenmektir. Bu rızkı küçümsemek, yolu ve rehberi hafife almak, sâliki kendi istidadına lâyık olan ilâhî paydan mahrum bırakır. Böylece kalp, farkına varmadan hakikatten uzaklaşır; nankörlük, inkâr kadar yıkıcı bir hâle gelir.

Can Boğaza Dayandığı Zaman


Âyet 83-87

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)