Felevlâ iżâ belaġati-lhulkûm(e)
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Can boğaza dayandığı zaman
Vâkıa Suresi'nin 83. ayeti, ölüm anındaki çaresizliği ve Allah'ın insana olan yakınlığını vurgular. Ayet, canın boğaza dayanması metaforu üzerinden ölümün kaçınılmazlığını ve bu kritik anda insanın acizliğini dilbilimsel olarak işlemektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'belağa' fiilinin bir şeyin son noktasına ulaşması, kemale ermesi veya bir hedefe varması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'canın boğaza ulaşması' ifadesi, ölümün son anına, ruhun bedenden ayrılma noktasına gelmesini mecazi olarak anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, bu tür ifadeleri Kur'an'ın mecazlarından sayar. Canın boğaza ulaşması, ruhun bedenden çıkma anının şiddetini ve son haddine varmasını mecazi bir anlatımla ifade eder. Bu, ölümün eşiğine gelme durumunu tasvir eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'belağa' gibi fiillerin Kur'an'da sıklıkla bir sürecin sonuna ulaşma veya bir durumun zirvesine varma anlamında kullanıldığını belirtir. Burada canın boğaza ulaşması, hayatın son anına, geri dönülmez bir noktaya varılmasını sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hulqûm' kelimesinin boğazın üst kısmı, nefes borusunun başlangıcı olduğunu açıklar. Ayette canın buraya ulaşması, ölümün son anını, ruhun bedenden çıkmaya hazırlandığı kritik noktayı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'hulqûm'un boğazın en üst kısmı olduğunu ve canın buraya gelmesinin ölümün kesinleştiği, artık geri dönüşün mümkün olmadığı anı simgelediğini belirtir. Bu, mecazi olarak son nefesi temsil eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'hulqûm'un anatomik bir terim olmasının yanı sıra, Kur'an'da ölüm anının şiddetini ve çaresizliğini vurgulamak için kullanıldığını ifade eder. Canın boğaza dayanması, ölümün eşiğinde olmanın somut bir tasviridir.
Vâkı'a Sûresi
وَاَنْتُمْ حٖينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ ﴿٨٤﴾