Ve entum hîne-iżin tenzurûn(e)
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
Vâkıa Suresi'nin 84. ayeti, ölüm anındaki çaresizliği ve ilahi yakınlığı vurgular. Ayet, 'o an' ve 'bakmak' kavramları üzerinden insanın acziyetini ve Allah'ın her şeye şahitliğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hîn' kelimesinin zamanın bir parçasını ifade ettiğini belirtir. 'Hîneiz' ise, 'iz' edatının eklenmesiyle belirli bir zamana, yani ayetteki bağlamda canın boğaza dayandığı o kritik ana işaret eder. Bu, ölüm anının kesinliğini ve geri dönülmezliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hîn'in mutlak zamanı ifade ettiğini, ancak 'iz' ile birleştiğinde belirli bir olayın vuku bulduğu zamana tahsis edildiğini açıklar. Ayetteki 'hîneiz' ifadesi, canın boğaza gelmesi olayının gerçekleştiği o özel ve dehşet verici anı belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nazar' kelimesinin genellikle gözle görme eylemini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'tenzurûne' ise, ölüm anındaki kişinin etrafındakilerin çaresizce, müdahale edemeden bu duruma şahit olmalarını, bakıp kalmalarını anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nazar'ın sadece fiziksel görme değil, aynı zamanda bir durumu idrak etme ve gözlemleme anlamı taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'tenzurûne' ifadesi, ölen kişiye bakanların acizliğini, durumu değiştiremeyeceklerini ve sadece izleyici konumunda olduklarını mecazi olarak vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nazar' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel görme değil, aynı zamanda düşünme, tefekkür etme ve bir şeye dikkat kesilme anlamlarını da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'tenzurûne', ölüm anındaki çaresizliği ve bu duruma karşı insanın pasifliğini, sadece bakmakla yetinmesini semantik olarak güçlendirir.
Vâkı'a Sûresi
وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ ﴿٨٥﴾