Nahnu kaddernâ beynekumu-lmevte vemâ nahnu bimesbûkîn(e)
(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
Vâkıa Suresi'nin 60. ayeti, Allah'ın ölüm üzerindeki mutlak kudretini ve bu kudretin insan idrakinin ötesinde olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, ölümün takdir edilişi ve Allah'ın bu konudaki engellenemez iradesi üzerine odaklanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kader (قدر), bir şeyi belirli bir ölçüye göre düzenlemek ve takdir etmektir. Ayetteki 'kaddarnâ' ifadesi, Allah'ın ölümü insanlar arasında belirli bir düzen ve ölçüye göre takdir ettiğini, yani ölümün zamanını, şeklini ve yerini belirlediğini ifade eder. Bu, Allah'ın mutlak iradesinin ve kudretinin bir göstergesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kader (قدر), bir şeyin miktarını ve niteliğini belirlemektir. Ayetteki 'kaddarnâ' fiili, Allah'ın ölümü insanlar için kaçınılmaz bir son olarak, belirli bir düzen içinde takdir ettiğini, yani ölümün varlığını ve işleyişini kendi ilahi bilgisi ve kudretiyle tayin ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kader kavramı, Kur'an'da Allah'ın evrendeki her şeyi önceden belirlemesi ve düzenlemesi anlamında kullanılır. 'Kaddarnâ' fiili, Allah'ın ölüm gibi temel bir olayı dahi kendi mutlak iradesiyle takdir ettiğini, bu takdirin dışına çıkmanın mümkün olmadığını vurgular. Bu, Allah'ın yaratma ve yönetme gücünün bir ifadesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mevt (موت), ruhun bedenden ayrılmasıyla canlılığın sona ermesidir. Ayetteki 'el-mevt' kelimesi, Allah'ın insanlar arasında takdir ettiği, kaçınılmaz son olan ölümü ifade eder. Bu, Allah'ın yaratma ve yok etme kudretinin bir parçasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mevt (موت), hayatın zıddıdır ve canlı varlıkların sonudur. Ayetteki 'el-mevt' kelimesi, Allah'ın insanlar için belirlediği, hayatın bitimi anlamına gelen fiziksel ölümü kasteder. Bu, Allah'ın evrendeki düzeninin bir parçasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mevt (موت), canlılığın ortadan kalkmasıdır. Ayetteki 'el-mevt' kelimesi, Allah'ın insanlar arasında takdir ettiği, hayatın sona ermesi halini ifade eder. Bu, Allah'ın mutlak kudretinin ve her şeye hükmetme yetkisinin bir göstergesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Sebk (سبق), bir şeyin önüne geçmek, onu geride bırakmaktır. 'Mesbûkîn' (مسبوقين) ise, önüne geçilemeyen, geride bırakılamayan anlamına gelir. Ayetteki 'mâ nahnu bi-mesbûkîn' ifadesi, Allah'ın iradesinin ve kudretinin hiçbir şekilde engellenemeyeceğini, kimsenin O'nun takdirinin önüne geçemeyeceğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sebk (سبق), bir şeyde öne geçmek, onu aşmaktır. 'Mesbûkîn' kelimesi, Allah'ın takdir ettiği ölüm konusunda kimsenin O'nu geçemeyeceğini, O'nun iradesine karşı gelemeyeceğini ifade eder. Bu, Allah'ın mutlak gücünü ve her şeye hakimiyetini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sebk (سبق) kökü, bir konuda üstün gelme, öne geçme anlamlarını taşır. 'Mesbûkîn' kelimesi, Allah'ın ölüm takdirinde ve insanları yok edip benzerlerini getirme kudretinde kimsenin O'nu geçemeyeceğini, O'nun iradesine mani olamayacağını belirtir. Bu, Allah'ın sınırsız kudretinin ve iradesinin bir ifadesidir.
Vâkı'a Sûresi
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿٦١﴾