‘Alâ en nubeddile emśâlekum ve nunşi-ekum fî mâ lâ ta'lemûn(e)
(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
Vâkıa Suresi'nin 61. ayeti, Allah'ın kudretini ve yaratma iradesini vurgulayarak, insan nesillerini değiştirme ve onları bilmedikleri şekillerde yeniden var etme gücünü ele almaktadır. Ayet, özellikle 'değiştirme', 'benzerler' ve 'yaratma' kavramları üzerinden ilahi iradenin sınırsızlığını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Bedel (بدل) kelimesi, bir şeyin yerine başka bir şeyin konulmasıdır. Ayetteki 'nübessile' (نُبَدِّلَ) fiili, Allah'ın mevcut insan nesillerini ortadan kaldırıp yerlerine başka benzerlerini getirme kudretini, yani bir halden başka bir hale dönüştürme ve değiştirme iradesini gösterir. Bu, yok etme ve yeniden var etme gücünün bir tezahürüdür.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Bedel (بدل), bir şeyin yerine geçen ve onunla aynı hükmü taşıyan şeydir. 'Tebdîl' (تبديل) ise bir şeyi başka bir şeyle değiştirmektir. Ayetteki kullanım, Allah'ın insan nesillerini tamamen değiştirme, yani bir nesli yok edip yerine başka bir nesli getirme gücünü ifade eder. Bu, sadece fiziki bir değişim değil, aynı zamanda varoluşsal bir dönüşümdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'bedel' kökünden türeyen kelimeler, genellikle bir şeyin yerine başka bir şeyin konulması, bir durumun başka bir duruma dönüşmesi anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'nübessile' fiili, Allah'ın insan nesillerini tamamen değiştirme, yani bir nesli ortadan kaldırıp yerine başka bir nesli ikame etme kudretini vurgular. Bu, ilahi iradenin mutlaklığını ve yaratılış üzerindeki tam kontrolünü gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Misl (مثل), bir şeyin benzeri, dengi demektir. Ayetteki 'emsâleküm' (أَمْثَـٰلَكُمْ) ifadesi, Allah'ın mevcut insan nesillerini yok edip yerlerine onların benzeri olan başka nesilleri yaratma kudretini belirtir. Bu, yaratılışın devamlılığını ve Allah'ın bu süreç üzerindeki tam hakimiyetini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Misl (مثل), bir şeyin niteliklerinde veya niceliklerinde ona benzeyen şeydir. 'Emsâleküm' (أَمْثَـٰلَكُمْ) ifadesi, Allah'ın insanları yok ettikten sonra onların yerine, aynı türden, aynı özelliklere sahip başka varlıklar yaratabileceğini ifade eder. Bu, Allah'ın yaratma kudretinin sınırsızlığını ve insan nesillerini dilediği gibi şekillendirebileceğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Misl (مثل) kelimesi, Kur'an'da genellikle 'benzer', 'eşdeğer' veya 'örnek' anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'emsâleküm' (أَمْثَـٰلَكُمْ) ifadesi, Allah'ın mevcut insan nesillerini ortadan kaldırıp yerlerine onların fiziki ve biyolojik olarak benzeri olan başka nesiller getirme gücünü anlatır. Bu, ilahi kudretin, var olanı yok edip yerine benzerini ikame etme yeteneğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Neş'e (نشأة), bir şeyi yaratmak, var etmek demektir. 'Nünşi'eküm' (نُنشِئَكُمْ) fiili, Allah'ın insanları bilmedikleri bir şekilde, yani mevcut hallerinden farklı bir biçimde veya ölümden sonra yeniden yaratma kudretini ifade eder. Bu, Allah'ın yaratma ve diriltme gücünün sınırsızlığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İnşâ (إنشاء), bir şeyi yoktan var etmek veya bir şeyi yeniden meydana getirmektir. Ayetteki 'nünşi'eküm' (نُنشِئَكُمْ) fiili, Allah'ın insanları bilmedikleri, tasavvur edemedikleri bir biçimde yeniden yaratma gücünü vurgular. Bu, hem ahiretteki dirilişi hem de dünyadaki nesillerin farklı şekillerde yaratılmasını kapsayabilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Neş'e (نشأة), bir şeyin başlangıcı, ortaya çıkışı ve yaratılışıdır. 'Nünşi'eküm' (نُنشِئَكُمْ) ifadesi, Allah'ın insanları bilmedikleri bir hal üzere, yani mevcut formlarından farklı veya ölümden sonraki yeni bir varoluşla yaratma gücünü anlatır. Bu, Allah'ın yaratma ve yeniden şekillendirme kudretinin sonsuzluğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlm (علم), bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Ayetteki 'lâ ta'lemûne' (لَا تَعْلَمُونَ) ifadesi, Allah'ın insanları öyle bir şekilde yaratacağını belirtir ki, bu yaratılış şekli insanların bilgisi, idraki ve tasavvurunun dışındadır. Bu, Allah'ın ilminin ve kudretinin insan aklının sınırlarını aştığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlm (علم), bir şeyin mahiyetini kavramaktır. 'Lâ ta'lemûne' (لَا تَعْلَمُونَ) ifadesi, insanların Allah'ın yaratma biçimlerini, özellikle de ölümden sonraki diriliş veya nesillerin değiştirilmesi gibi konulardaki kudretini tam olarak kavrayamayacaklarını, bu bilginin insan idrakinin ötesinde olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın mutlak ilmini ve hikmetini ortaya koyar.
Vâkı'a Sûresi
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ﴿٦٢﴾