Ve busseti-lcibâlu bessâ(n)
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
Dağlar serpildikçe serpildiği
Vâkıa Suresi'nin 5. ayeti, kıyamet gününün dehşetini tasvir ederken dağların dönüşümünü 'besse' fiili üzerinden güçlü bir şekilde ifade etmektedir. Bu kelime, dağların katı yapılarının tamamen dağılıp toz haline gelmesini, yani varlıklarının temelden değişmesini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'büsset' kelimesini 'ufalandı, dağıldı' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, dağların katı ve sağlam yapılarının kıyamet anında tamamen çözülüp dağılacağını, adeta un gibi savrulacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'besse' fiilini 'bir şeyi elle ovuşturarak dağıtmak, ufalamak' olarak tanımlar. Ayetteki 'büsset' ifadesi, dağların insan eliyle ovuşturulmuş gibi kolayca dağılıp toz zerreciklerine dönüşmesini, yani mutlak bir yok oluşa doğru gidişini mecazi olarak anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'büsset' kelimesinin mecazi anlamda 'dağıtıldı, parçalandı' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'büssetil cibâlü' ifadesi, dağların sağlamlığının ortadan kalktığını ve kıyametin şiddetiyle toz bulutu haline geldiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cebel' kelimesini 'yeryüzünde yükselen, sabit ve büyük kütle' olarak tanımlar. Ayetteki 'el-cibâlü' ifadesi, yeryüzünün en sağlam ve değişmez addedilen unsurlarının bile kıyamet anında dağılacağını, böylece olayın büyüklüğünü ve evrensel etkisini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'cebel'i 'yeryüzünün kazıkları' olarak nitelendirir ve onun yeryüzünü sabitleme işlevine dikkat çeker. Ayette 'el-cibâlü'nün dağılması, bu sabitleyici gücün ortadan kalkması ve dolayısıyla yeryüzünün dengesinin tamamen bozulması anlamına gelir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'bessâ' kelimesini 'büsset' fiilinin masdarı olarak, eylemin şiddetini ve kesinliğini vurgulayan bir tekit (pekiştirme) olarak açıklar. Ayetteki 'bessâ' kullanımı, dağların ufalanmasının sıradan bir olay değil, tam ve eksiksiz bir dağılma olduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'bessâ' kelimesini 'bir şeyi ovuşturarak toz haline getirmek' anlamında kullanır ve bu masdarın fiilin anlamını güçlendirdiğini belirtir. Ayetteki 'bessâ' ifadesi, dağların o kadar şiddetli bir şekilde parçalanacağını ki, geriye sadece toz ve duman kalacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, masdarların fiilin anlamını pekiştirme işlevine dikkat çeker. 'Bessâ' masdarı, 'büsset' fiilinin ifade ettiği parçalanma ve ufalanma eyleminin ne denli kapsamlı ve geri dönülmez olduğunu, adeta bir 'toz duman olma' halini tasvir ettiğini belirtir.
Vâkı'a Sûresi
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ ﴿٦﴾