İnnehum kânû kable żâlike mutrafîn(e)
Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
Vâkıa Suresi'nin 45. ayeti, önceki yaşamlarında şımarık ve nimetlere batmış olanların ahiretteki durumunu tasvir eder. Ayet, 'mütrafîn' kavramı üzerinden, dünya nimetlerinin şükürsüzce ve israf içinde kullanılmasının sonuçlarına işaret etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kâne' fiilinin asıl anlamının 'var olmak' olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da genellikle geçmişte bir durumun sürekliliğini veya bir niteliğin sabitliğini ifade etmek için kullanılır. Bu ayette, 'onların daha önce nimet içinde olma' durumunun bir süreklilik arz ettiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kâne'nin bazen 'oldu' anlamında, bazen de 'vardı' anlamında kullanıldığını, burada ise 'onların geçmişte bu durumda olduklarını' ifade ederek, 'mütrafîn' olmalarının bir vasıf haline geldiğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kabl' kelimesinin zaman zarfı olarak 'önce' anlamına geldiğini ve bu ayette, ahiret azabından önceki dünya hayatını kastettiğini açıklar. Onların 'mütrafîn' olma durumlarının, bu 'önceki' dönemde gerçekleştiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kabl' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir olayın veya durumun vuku bulmasından önceki zaman dilimini işaret ettiğini belirtir. Burada da, ceza görmelerinden önceki dünya hayatındaki hallerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'teref' kökünün 'bolluk ve refah içinde yaşamak' anlamına geldiğini, 'itraf'ın ise 'birini bolluk ve refah içinde bırakmak' olduğunu belirtir. 'Mütrafîn' ise, nimetler içinde şımarmış, haddi aşmış ve bu nimetlerin şükrünü eda etmeyen kimselerdir. Ayette, onların dünya nimetlerine dalıp ahireti unuttukları vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'mütraf' kelimesinin, nimetler içinde yüzdüğü için şımarmış, azgınlaşmış ve günah işlemeye devam eden kişiyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, onların bu şımarıklıklarının, büyük günah işlemekte direnmelerinin temel sebebi olduğunu açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'mütraf' kavramının Kur'an'da genellikle 'zenginlik ve refah içinde yaşayan, ancak bu durumu şükürsüzlük ve ahlaki yozlaşma ile birleştiren' kişileri tanımlamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de, onların dünya nimetlerine aşırı düşkünlüklerinin, ahiret azabına yol açan bir sebep olarak sunulduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mütrafîn'in, Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri şükürsüzce ve israf içinde kullanan, bu sebeple de azgınlaşan ve haddi aşan kimseler olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımı, onların bu yaşam tarzlarının, ahiretteki kötü akıbetlerinin bir göstergesi olduğunu belirtir.
Vâkı'a Sûresi
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ ﴿٤٦﴾