Fî kitâbin meknûn(in)
Korunmuş bir kitaptadır.
Korunmuş bir kitaptadır.
Vâkıa Suresi'nin 78. ayeti, Kur'an'ın yüceliğini ve korunmuşluğunu vurgulayan 'kitab' ve 'meknun' kavramları üzerinden, onun ilahi menşeini ve erişilebilirliğinin şartlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kitab' kelimesinin kök anlamının 'bir şeyi diğerine eklemek, toplamak' olduğunu belirtir. Kur'an bağlamında ise, harflerin ve kelimelerin bir araya getirilerek oluşturduğu, hükümlerin ve bilgilerin toplandığı ilahi metni ifade eder. Bu ayetteki 'kitab', Kur'an'ın yazılı formunu veya Levh-i Mahfuz'daki aslını işaret eder ki bu da onun korunmuşluğunu pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'kitab' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki gibi 'meknun' (saklı) sıfatıyla geldiğinde, onun Allah katındaki aslını, yani Levh-i Mahfuz'u kastettiğini belirtir. Bu, Kur'an'ın insan eliyle yazılmış herhangi bir kitaptan farklı, ilahi bir kaynağa sahip olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitab' kavramının Kur'an'da sadece 'yazılı metin' anlamına gelmediğini, aynı zamanda 'ilahi buyruk', 'kader' ve 'Allah'ın değişmez yasaları' gibi daha geniş anlamlar taşıdığını ifade eder. Bu ayetteki 'kitab', Kur'an'ın ilahi bir buyruk olarak Levh-i Mahfuz'da sabitlenmiş, değişmez ve korunmuş bir varlık olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'meknun' kelimesinin 'gizlenmiş, örtülmüş, korunmuş' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımıyla, Kur'an'ın Levh-i Mahfuz'da saklı olduğunu, dolayısıyla insan müdahalesinden ve şeytanların erişiminden korunmuş olduğunu vurgular. Bu, Kur'an'ın kutsallığının ve dokunulmazlığının bir ifadesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'meknun' kelimesini 'saklı inci' benzetmesiyle açıklar. İncinin kabuğunda saklı olması gibi, Kur'an da ilahi katında korunmuş ve değerli bir hazine gibidir. Bu, onun sadece maddi bir kitap olmadığını, aynı zamanda manevi bir değere ve korunmuşluğa sahip olduğunu mecazi bir dille anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'meknun' kelimesinin 'gizli tutulmuş, muhafaza edilmiş' anlamlarını taşıdığını ve bu ayetteki bağlamda, Kur'an'ın Levh-i Mahfuz'da korunmuşluğunu ifade ettiğini belirtir. Bu koruma, onun ilahi menşeini ve insan sözü olmadığını kanıtlar niteliktedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'meknun' kelimesinin Kur'an'da 'korunmuşluk, gizlilik ve erişilmezlik' anlamlarını taşıdığını vurgular. Bu ayette, Kur'an'ın ilahi bir sır olarak Levh-i Mahfuz'da saklı olması, onun değerini ve kutsiyetini artırır. Sadece arınmış olanların ona dokunabileceği ifadesi de bu korunmuşluğun bir yansımasıdır.
Vâkı'a Sûresi
لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ ﴿٧٩﴾