E-entum enşe/tum şeceratehâ em nahnu-lmunşi-ûn(e)
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
Vâkıa Suresi'nin 72. ayeti, insanın yaratma gücünü sorgulayarak Allah'ın mutlak yaratıcılığını vurgular. Ayet, ateşin kaynağı olan ağacın yaratılışı üzerinden ilahi kudreti ve insanın acziyetini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Neş'et (إنشاء), bir şeyi yoktan var etmek, onu meydana getirmek ve ortaya çıkarmaktır. Ayetteki 'enşe'tüm' ifadesi, ağacın yaratılışını ve var edilişini insanlara atfederek, bu fiilin Allah'a ait olduğunu vurgulamak için bir reddiye olarak kullanılmıştır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İnşâ (إنشاء), bir şeyi yükseltmek, onu meydana getirmek ve ortaya çıkarmaktır. Ayetteki kullanımı, 'siz mi onu yarattınız, var ettiniz?' anlamında olup, bu yaratma fiilinin insanlara değil, Allah'a ait olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İnşâ kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın yaratma ve var etme fiilleriyle ilişkilendirilir. Bu ayetteki 'enşe'tüm' sorusu, insanın bu tür bir yaratma gücüne sahip olmadığını, dolayısıyla bu fiilin yalnızca Allah'a ait olduğunu pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şecere (شجرة), bilinen ağaçtır. Bu ayetteki 'şeceretehâ' ifadesi, özellikle çakmak olarak kullanılan 'merh' ve 'afâr' ağaçlarını ifade eder. Bu ağaçlar birbirine sürtüldüğünde ateş çıkardığı için, ayet bu özel ağaçların yaratılışını sorgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Şecere (شجرة), Kur'an'da bazen mecazi anlamda kullanılsa da, bu ayette 'nar' (ateş) ile birlikte zikredilmesi, ateşin çıktığı somut ağacı ifade eder. 'Şeceretehâ' yani 'ateşin ağacı' ifadesi, ateşin kaynağı olan ağacı belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şecere (شجرة), kökü ve dalları olan bitkidir. Ayetteki 'şeceretehâ' ifadesi, ateşin kendisinden çıktığı ağacı ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin bir delili olarak sunulur; zira kuru bir ağaçtan ateş çıkarmak, ilahi bir yaratılış mucizesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): El-Münşi'ûn (المنشئون), 'inşâ' fiilini gerçekleştirenler demektir. Bu ayette 'nahnü'l-münşi'ûn' (biz var edenleriz) ifadesi, Allah'ın mutlak yaratıcı olduğunu ve bu fiilin yalnızca O'na ait olduğunu kesin bir dille ifade eder. İnsanların bu fiili gerçekleştiremeyeceği vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Münşi' (منشئ), bir şeyi yoktan var eden, onu meydana getiren demektir. Ayetteki 'el-Münşi'ûn' ifadesi, Allah'ın yaratma ve var etme sıfatını vurgular. Bu, insanın yaratma gücüne sahip olmadığını, aksine her şeyin yaratıcısının Allah olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Münşi' kelimesi, Kur'an'da genellikle Allah'ın yaratma ve var etme fiillerini ifade etmek için kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın evrendeki her şeyi, özellikle de ateşin kaynağı olan ağacı yaratan tek güç olduğunu açıkça ortaya koyar.
Vâkı'a Sûresi
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْو۪ينَۚ ﴿٧٣﴾