Nahnu ḣalaknâkum felevlâ tusaddikûn(e)
Sizi biz yarattık. Hala tasdik etmeyecek misiniz?
Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?
Vâkıa Suresi'nin 57. ayeti, Allah'ın yaratıcı kudretini vurgulayarak insanları bu gerçeği tasdik etmeye davet etmektedir. Ayet, 'yaratma' ve 'tasdik etme' fiilleri üzerinden, insanın varoluşunun kaynağına ve bu kaynağa karşı sorumluluğuna işaret eden temel bir dilbilimsel yapıya sahiptir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nahnu' gibi cem' sigalarının, Allah'a nispet edildiğinde, O'nun azametini, kudretinin genişliğini ve fiillerinin yüceliğini vurguladığını belirtir. Ayetteki kullanımı, yaratma fiilinin sadece Allah'a mahsus olduğunu ve O'nun bu fiildeki eşsizliğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da Allah'ın kendisinden bahsederken kullandığı 'Biz' (nahnu) zamirinin, O'nun mutlak otoritesini ve kainat üzerindeki tam hakimiyetini ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, yaratma fiilinin faili olarak 'Biz'in kullanılması, yaratılışın Allah'ın iradesi ve kudretiyle gerçekleştiğini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'halk' kelimesinin aslen bir şeyi takdir etmek, ölçü ve nizam üzere meydana getirmek anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da ise genellikle yoktan var etme, bir şeyi örneksiz bir şekilde icat etme manasında kullanılır. Bu ayette, Allah'ın insanı benzersiz bir şekilde var etme kudretini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'halk' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, Allah'ın kudretinin bir tezahürü olarak, bir şeyi hiç yoktan veya belirli bir düzene göre var etme fiilini ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'halaknâkum' ifadesi, insan türünün Allah tarafından yaratıldığını ve bu yaratılışın bir delil olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'halk' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın mutlak yaratıcılık sıfatını ifade ettiğini ve bu fiilin, varlıkları belirli bir ölçü ve düzen içinde meydana getirme anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'sizi yarattık' ifadesi, insanın varoluşunun Allah'ın doğrudan bir eseri olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tasdîk' kelimesinin bir şeyi doğru kabul etmek, onaylamak ve inanmak anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'felâvla tusaddikûn' ifadesi, Allah'ın yaratma fiilinin apaçık bir delil olmasına rağmen insanların neden hala bu gerçeği tasdik etmediklerini sorgulayan bir kınama ve teşvik içerir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tasdîk'in, bir haberin veya olayın doğruluğunu kabul etmek, ona inanmak ve bu inancı dile getirmek olduğunu belirtir. Bu ayette, Allah'ın yaratıcı kudretinin bir delili olarak insanın varoluşunun, O'nun birliğini ve gücünü tasdik etmeyi gerektirdiğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sıdk' ve türevlerinin Kur'an'da genellikle hakikati kabul etme, doğruyu söyleme ve inançta samimiyet anlamlarını taşıdığını vurgular. 'Tasdîk' ise, Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin getirdiklerini kalben ve fiilen onaylama eylemidir. Ayetteki soru, yaratılış gerçeği karşısında insanların neden hala bu hakikati tasdik etmediklerini sorgular.
Vâkı'a Sûresi
اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ ﴿٥٨﴾