İżâ veka'ati-lvâki'a(tu)
(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
Olacak vak'a olduğu zaman
Vâkıa Suresi'nin ilk ayeti, 'vuku bulmak' kökünden türeyen 'el-Vâkıa' kelimesiyle kıyametin kesinliğini ve kaçınılmazlığını vurgular. Bu kelime, hem bir isim hem de bir fiil olarak kullanılarak olayın büyüklüğünü ve gerçekleşme anını işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'vakaa' fiilinin 'bir şeyin meydana gelmesi, gerçekleşmesi' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'vakaat' ifadesi, kıyametin kaçınılmaz bir şekilde vuku bulacağını, yani gerçekleşeceğini vurgular. Bu, olayın kesinliğini ve geri döndürülemezliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vuku' kelimesinin 'bir şeyin düşmesi veya meydana gelmesi' anlamında kullanıldığını açıklar. 'Vakaat' fiili, kıyametin tıpkı bir şeyin düşmesi gibi aniden ve kesin bir şekilde gerçekleşeceğini, yani vuku bulacağını ifade eder. Bu, olayın ani ve şaşırtıcı niteliğine işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'vuku' kökünün Kur'an'da genellikle 'bir olayın gerçekleşmesi, meydana gelmesi' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'vakaat' fiili, kıyametin sadece bir ihtimal değil, kesinlikle gerçekleşecek bir olay olduğunu, yani vuku bulacağını vurgular. Bu, Kur'an'ın ahiret inancının temel bir parçası olan kıyametin kaçınılmazlığını pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-Vâkıa' kelimesinin mecazi olarak 'kıyamet' anlamına geldiğini belirtir. Bu, kıyametin o kadar büyük ve kesin bir olay olduğunu ki, sanki kendisi başlı başına bir 'vuku bulan şey' olarak adlandırıldığını ifade eder. Kelimenin bu kullanımı, olayın önemini ve benzersizliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'el-Vâkıa' kelimesinin 'kıyamet' için bir isim olarak kullanıldığını ve bunun, kıyametin kesinlikle gerçekleşecek bir olay olmasından kaynaklandığını açıklar. Ayetteki 'el-Vâkıa' ifadesi, kıyametin adeta kendi adıyla anılarak, onun kaçınılmazlığını ve büyüklüğünü pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'el-Vâkıa'nın kıyamet isimlerinden biri olduğunu ve bu ismin, kıyametin vuku bulmasının kesinliğinden ve şiddetinden dolayı verildiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyametin sadece bir olay değil, aynı zamanda kendi başına bir varlık gibi algılanmasını sağlar, bu da onun dehşetini ve önemini artırır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'el-Vâkıa' kelimesinin Kur'an'da kıyamet için özel bir isim olarak kullanıldığını ve bu kullanımın, kıyametin 'gerçekleşmesi kesin olan' bir olay olduğu anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'el-Vâkıa' kelimesi, kıyametin sadece bir isim değil, aynı zamanda onun temel niteliğini, yani vuku bulma kesinliğini de içinde barındırdığını gösterir.
Vâkı'a Sûresi
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ ﴿٢﴾