Ve ashâbu-şşimâli mâ ashâbu-şşimâl(i)
Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!
Solun adamları, nedir o solcular!
Vâkıa Suresi'nin 41. ayeti, kıyamet gününde amel defterleri soldan verilenlerin durumunu tasvir etmektedir. Ayet, 'ashâbu'ş-şimâl' kavramını vurgulayarak, bu grubun akıbetinin dehşetini ve önemini nida üslubuyla ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sahabe kelimesi, bir şeye sürekli eşlik eden, onunla birlikte bulunan kişi veya grubu ifade eder. Ayetteki 'ashâb' kelimesi, 'şimâl' (sol) ile birlikte kullanılarak, amel defterleri soldan verilen ve bu durumun getirdiği kötü akıbete maruz kalacak olan kişileri tanımlar. Bu, onların bu akıbetle ayrılmaz bir şekilde ilişkili olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sahib kelimesi, bir şeyin maliki veya bir şeye yakın olan, onunla beraber bulunan kişi için kullanılır. 'Ashâbu'ş-şimâl' ifadesi, kıyamet gününde amel defterleri sol ellerine verilecek olanları, yani cehennemlikleri ifade eder. Bu, onların bu kötü akıbetin 'sahipleri' veya 'arkadaşları' olduğunu, ondan ayrılamayacaklarını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ashâb' kelimesi, genellikle belirli bir grubun veya durumun 'mensupları' anlamında kullanılır. 'Ashâbu'ş-şimâl' tabiri, ahiretteki kötü akıbetin bir sembolü olan 'sol taraf' ile ilişkilendirilen, dolayısıyla Allah'ın rahmetinden uzaklaşmış ve azaba müstahak olmuş kişileri ifade eder. Bu, onların kaderlerinin bu 'sol taraf' ile mühürlendiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şimâl kelimesi, sağın zıddı olan sol tarafı ifade eder. Kur'an'da 'ashâbu'ş-şimâl' ifadesi, amel defterleri sol ellerine verilenleri, yani ahiretteki kötü akıbete uğrayacak olanları belirtir. Bu, onların Allah katındaki değerlerinin düşüklüğünü ve azaba müstahak olduklarını sembolize eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Arap dilinde 'şimâl', sadece yön belirtmekle kalmaz, aynı zamanda uğursuzluk ve kötü alametlerle de ilişkilendirilebilir. Kur'an'da 'ashâbu'ş-şimâl' terkibi, mecazi olarak, Allah'ın rahmetinden mahrum kalmış, amelleri kötü olan ve cehenneme gidecek olan kişileri ifade eder. Sol tarafın seçilmesi, bu durumun olumsuzluğunu pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şimâl, sağın karşıtıdır ve Kur'an'da genellikle 'ashâbu'l-meymene' (sağ taraf ehli) ile tezat oluşturur. 'Ashâbu'ş-şimâl' ifadesi, kıyamet gününde amel defterleri sol taraftan verilenleri, yani azap ehli olanları tanımlar. Bu, onların amellerinin kötü olduğunu ve bu durumun bir sonucu olarak cehenneme gideceklerini gösteren bir işarettir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'sağ' ve 'sol' kavramları, sadece yön belirtmekle kalmayıp, aynı zamanda ahlaki ve eskatolojik anlamlar taşır. 'Şimâl', genellikle olumsuzluk, günahkarlık ve cehennemle ilişkilendirilirken, 'yemîn' (sağ) ise iyilik, salih amel ve cennetle ilişkilendirilir. Ayetteki 'ashâbu'ş-şimâl' ifadesi, bu sembolik anlamı pekiştirerek, kötü akıbete uğrayacak olanları net bir şekilde tanımlar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.