Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ kîle lekum tefessehû fî-lmecâlisi fefsehû yefsehi(A)llâhu lekum(s) ve-iżâ kîle-nşuzû fenşuzû yerfa'i(A)llâhu-lleżîne âmenû minkum velleżîne ûtû-l'ilme deracât(in)(c) va(A)llâhu bimâ ta'melûne ḣabîr(un)
Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın" denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Size, "Kalkın", denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Ey iman edenler! Size: "Meclislerde yer açın." denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size "Kalkın." denilince de kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.
Mücâdele Suresi 11. ayet, müminlere toplantı adabını öğretirken, Allah'ın ilim ve iman sahiplerini yücelteceğini vurgular. Ayet, 'yer açma', 'kalkma', 'yükseltme' ve 'ilim' kavramları üzerinden sosyal düzen, manevi mertebe ve ilahi bilginin önemini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (أمن), kalbin tasdiki ve güven duymasıdır. Ayetteki 'Ey inananlar!' (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا) ifadesi, bu tasdikin ve güvenin gereği olarak emirlere itaat etme yükümlülüğünü vurgular. (s. 89)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İman, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a karşı tam bir güven ve teslimiyet halidir. Bu ayetteki 'âmenû' kelimesi, müminlerin Allah'ın emirlerine uymaları gerektiği bağlamında, bu güvenin pratik bir tezahürü olarak ele alınır. (s. 155-157)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Tefessuh (تفسح), bir yerde genişlik sağlamak, başkasına yer açmaktır. Ayetteki 'tefessahû' emri, müminlerin meclislerde birbirlerine karşı cömert ve anlayışlı olmalarını, yer darlığı durumunda sıkışıklığı gidermelerini ifade eder. (s. 465)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fesah (فسح), bir şeyi genişletmek, açmaktır. Burada 'tefessahû' fiili, mecazi olarak da kalplerde genişlik ve hoşgörüye işaret ederken, asıl anlamıyla fiziksel olarak yer açma emrini taşır. (c. 2, s. 250)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Fesah kökünden gelen 'tefessahû', karşılıklı olarak birbirine yer açma, genişlik verme anlamındadır. Bu, meclis adabının bir gereği olarak, başkalarına saygı ve ikramı gösterir. (c. 3, s. 102)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüşûz (نشوز), bir yerden kalkmak, yükselmek veya bir durumdan başka bir duruma geçmek demektir. Ayetteki 'ünşüzû' emri, meclisten kalkma emri olarak anlaşılır ve bu, bir görevi yerine getirmek veya bir ihtiyacı karşılamak için olabilir. (s. 809)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Neşz (نشز), yüksek yer demektir. 'Ünşüzû' fiili ise, yüksek bir yere çıkmak veya bir yerden kalkmak anlamında kullanılır. Burada, meclisten kalkma emri olarak, itaat ve disiplini ifade eder. (s. 505)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Neşz, yükselmek, kalkmak ve bir yerden ayrılmak manalarına gelir. Ayetteki 'ünşüzû' emri, meclis adabına uygun olarak, gerektiğinde kalkıp yer açma veya bir göreve yönelme anlamını taşır. (c. 5, s. 147)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ref' (رفع), bir şeyi yukarı kaldırmak, yüceltmek demektir. Ayetteki 'yerfa'i' fiili, Allah'ın iman edenleri ve ilim sahiplerini manevi derecelerle yükselteceğini, onların şanını ve kıymetini artıracağını ifade eder. (s. 353)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ref', bir şeyi bulunduğu yerden daha yüksek bir konuma getirmektir. Bu ayette, Allah'ın müminleri ve ilim sahiplerini 'derecelerle' (derecâtin) yükseltmesi, onların hem dünyevi hem de uhrevi mertebelerini artırması anlamına gelir. (s. 496)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim (علم), bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. Ayette 'kendilerine ilim verilenler' (الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ) ifadesi, Allah'ın kendilerine hakikat bilgisi bahşettiği kimseleri ifade eder ve bu bilginin onları diğer insanlardan üstün kıldığını vurgular. (s. 581)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da ilim, sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda Allah'ın ayetlerini anlama ve hayatı buna göre düzenleme yeteneğidir. Bu ayette ilim sahiplerinin derecelerle yükseltilmesi, ilmin Allah katındaki değerini ve müminler için bir üstünlük vesilesi olduğunu gösterir. (s. 215-217)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İlim, Kur'an'da genellikle vahiy kaynaklı bilgi ve bu bilginin getirdiği hikmetle ilişkilendirilir. Ayette ilim sahiplerinin yükseltilmesi, ilmin sadece dünyevi bir başarı değil, aynı zamanda manevi bir mertebe kazandıran bir değer olduğunu ortaya koyar. (s. 189)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.