İçeriğe atla
Mücâdele 18Cüz 28 · Sayfa 544

Mücâdele Sûresi 18. Âyet

المجادلة

Sohbete sor

Yevme yeb'aśuhumu(A)llâhu cemî'an feyahlifûne lehu kemâ yahlifûne lekum(s) veyahsebûne ennehum ‘alâ şey-/(in)(c) elâ innehum humu-lkâżibûn(e)

Allah'ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah'a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.

Mücâdele Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Münafıklar dünyada müminlere karşı yemin ederek kendilerini haklı göstermeye çalıştıkları ve yalan yere yemin etmeyi alışkanlık hâline getirdikleri gibi, kıyamet günü Allah’ın huzurunda da aynı tavrı sürdürecekler ve kendilerinin doğru bir iş yaptıklarını, hak bir yol üzerinde bulunduklarını iddia edeceklerdir. Fakat bu iddia onların batıl zanlarından başka bir şey değildir. Çünkü hakikatte onların sözleri hiçbir temele dayanmadığından bütün söyledikleri yalandır.

Kur’ân’ın bildirdiğine göre şeytan onları kuşatmış ve Allah’ı anmayı kendilerine unutturmuştur. Bu sebeple nefislerinin ar

zularına ve şeytanın vesveselerine uyan bu kimseler, farkında olmadan şeytanın safına katılmışlardır. Şeytanın safında olanlar ise sonunda mutlaka hüsrana uğrayacaktır. Dünyada insanları aldatmak için başvurdukları yalan yeminler onların karakteri hâline gelmiş, adeta tabiatlarına işlemiştir. Bu yüzden âhirette bile aynı yolu denemeye kalkışacak, sanki yeminlerinin kendilerini kurtaracağını zannedeceklerdir.

Hâlbuki her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen Allah’ın huzurunda böyle bir davranışın hiçbir faydası olmayacaktır. Kur’ân’da geçen “elâ” edatı da bu duruma dikkat çekmek içindir. Bu ifade onların nifak hastalığının ne kadar derin olduğunu ve bu hastalığın onlarda kökleştiğini gösterir. Öyle ki bu alışkanlık yalnız dünya hayatıyla sınırlı kalmayıp ölümden sonra bile onlardan ayrılmayacaktır. Nitekim “Eğer geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler; çünkü onlar gerçekten yalancıdırlar” (En‘âm 6/28) âyetiyle bu hastalığın sürekliliğine işaret edilmiştir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, 21/64)


Âyet 19

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)