Le-in uḣricû lâ yaḣrucûne me'ahum vele-in kûtilû lâ yensurûnehum vele-in nasarûhum leyuvellunne-l-edbâra śümme lâ yunsarûn(e)
Andolsun, eğer (kardeşleri Medine'den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
Andolsun eğer onlar, çıkarılırsalar, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
Haşr Suresi'nin 12. ayeti, münafıkların ve Yahudilerin birbirlerine karşı olan tutumlarını ve vaatlerine sadakatsizliklerini ele almaktadır. Ayet, onların zor zamanlarda birbirlerini terk edeceklerini, yardım etmeyeceklerini ve nihayetinde kendilerinin de yardımsız kalacaklarını vurgulayarak, bu ilişkideki zayıflığı ve güvensizliği dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hurûc' kelimesinin bir şeyin bulunduğu yerden ayrılması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'uhricû' fiili, başkaları tarafından zorla çıkarılma, sürgün edilme eylemini ifade eder ve münafıkların Yahudilere verdikleri 'çıkarılırsanız biz de sizinle çıkarız' vaadinin boşluğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hurûc' kelimesinin mecazi olarak bir durumdan başka bir duruma geçişi de ifade edebileceğini belirtir. Ancak bu ayetteki kullanımı, somut bir mekandan çıkarılma, sürgün edilme anlamındadır ve münafıkların bu duruma karşı takınacakları tavrı ele alır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kıtâl' kelimesinin karşılıklı savaşma, mücadele etme anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kûtilû' fiili, edilgen yapısıyla Yahudilerin bir savaşın içine çekilmesi durumunu ifade eder ve münafıkların bu durumda onlara yardım etmeyeceklerini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'katl' kökünün cana kıymak, öldürmek anlamının yanı sıra, 'mukâtele' babında karşılıklı savaşma ve düşmanlık etme anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki kullanımı, Yahudilerin düşmanla çatışmaya girmesi durumunda münafıkların onlara destek vermeyeceklerini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nasr' kelimesinin birine düşmanına karşı yardım etmek, destek olmak anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'yensurûnehum' fiili, münafıkların Yahudilere savaş durumunda yardım etmeyeceklerini, onları yalnız bırakacaklarını açıkça belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'nasr'ın, bir kimseye düşmanına karşı zafer kazanması için yardım etmek olduğunu belirtir. Ayetteki olumsuz kullanımı, münafıkların Yahudilere karşı verdikleri sözün aksine, zor durumda onlara destek olmayacaklarını, dolayısıyla onların yenilgisine seyirci kalacaklarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nasr' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın müminlere veya peygamberlere düşmanlarına karşı verdiği ilahi yardımı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, insanlar arası bir yardım vaadinin boşa çıkması bağlamında kullanılarak, münafıkların güvenilmezliğini ve vaatlerinin değersizliğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tevelli' fiilinin 'arkasını dönmek, yüz çevirmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'leyuvellünne' fiili, münafıkların Yahudilere yardım etme vaatlerine rağmen, savaş durumunda korkup kaçacaklarını, onları terk edeceklerini kesin bir dille ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): es-Sicistânî, 'tevelli' kelimesinin 'dönmek, geri çekilmek' anlamını taşıdığını açıklar. Bu ayetteki kullanımı, münafıkların Yahudilere yardım için gitseler bile, düşmanla karşılaşınca korkup geri döneceklerini, yani vaatlerine sadık kalmayacaklarını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dübür' kelimesinin bir şeyin arkası, sonu anlamına geldiğini belirtir. 'Tevellî' fiiliyle birlikte 'edbâr' kelimesinin kullanılması, 'arkasını dönüp kaçmak' deyimini oluşturur ve münafıkların korkaklığını ve vaatlerine ihanetini somut bir şekilde tasvir eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'edbâr' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'arkasını dönmek, kaçmak' fiilleriyle birlikte kullanıldığını ve bu bağlamda bir yenilgi, korku veya vazgeçişi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, münafıkların Yahudilere yardım etme sözünü tutmayıp savaş meydanından kaçacaklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nasr' kökünün edilgen formu olan 'yunsarûne'nin, başkalarından yardım görmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki olumsuz kullanımı ('lâ yunsarûne'), münafıkların başkalarına yardım etmedikleri gibi, kendilerinin de zor durumda kaldıklarında kimseden yardım göremeyeceklerini, ilahi desteğin de onlardan kesileceğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nasr' kavramının Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi yardımı kapsadığını belirtir. Bu ayetteki 'lâ yunsarûne' ifadesi, münafıkların hem insanlardan hem de Allah'tan gelecek yardımdan mahrum kalacaklarını, dolayısıyla nihai bir yenilgiye uğrayacaklarını semantik olarak güçlendirir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.