İçeriğe atla
Haşr 2Cüz 28 · Sayfa 545

Haşr Sûresi 2. Âyet

الحشر

Sohbete sor

Huve-lleżî aḣrace-lleżîne keferû min ehli-lkitâbi min diyârihim li-evveli-lhaşr(i)(c) mâ zanentum en yaḣrucû(s) ve zannû ennehum mâni'atuhum husûnuhum mina(A)llâhi fe-etâhumu(A)llâhu min hayśu lem yahtesibû(s) ve każefe fî kulûbihimu-rru'b(e)(c) yuḣribûne buyûtehum bi-eydîhim ve eydî-lmu/minîne fa'tebirû yâ ulî-l-ebsâr(i)

O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

Haşr Sûresi

Kale, nefsi emmarenin hayal ve vehim ile oluşturduğu savunma mekanizmasıdır. Allah’ın emri olan Kelime-i Tevhid okları onların bilmediği hakikat yönünden geldi. Ve şartlanmışlıklarını hem nefisleri ve hem inaçları ile yıkıyorlar. Ve nefsin ve beden toprağının karanlığından çıkıyorlardı. (M.D.)

"Ehl-i kitab, 'kitâb'ın zâhirine tutunup bâtınını inkâr edendir. Onun diyârı, 'hevâ' ve 'âdet'idir. Haşr, onun bu diyârdan 'tevhîd'e hicretidir."[7]

"Mâ zanantum: Nefs, 'ene'sinin (benliğinin) gideceğini zannetmez. Çünkü o, 'ene' ile özdeşleşmiştir."[8]

"Husûn, nefsin 'ubûdiyyet' perdesidir. O, 'ibâdetim beni kurtarır' der, halbuki ibâdet dahi Hakk'ın lütfu olmadan bir kale değildir."[9]

"Min haysu lem yahtesibû: Nefis, 'kesb' (kazanç) ile Hakk'ı bulacağını hesap eder; Hakk ise ona 'fakr' kapısından gelir."[10]

Yurt (Diyâr): Nefsin hevâ, âdet ve benlik merkezleri.

Kale (Husûn): Nefsin kendini korumak için kurduğu tüm maddî-manevî savunmalar.

Sürgün (Haşr): İlâhî tecellî ile nefsin bu yurt ve kalelerinden koparılıp tevhîd'e zorlanması.

Korku (Ru’b): Bu süreçte nefsin celâl tecellîsi karşısında duyduğu içsel ürperti.

Yıkım (Harb): Nefsin eski itikad ve ahlâk yapılarının (evler) yıkılması.

İbret: Sâlikin bu süreci basîretle okuyup nefsini terbiye etmesi.

"Nefs, 'ehl-i kitap'tır; 'diyâr'ı hevâsıdır. Hakk, onu 'haşr' ile o diyârdan çıkarır. 'Husûn'u, nefsin 'kesb'idir; Hakk onu 'fakr' ile yıkar. 'Ru’b', fenânın başlangıcıdır. 'Beyt', nefsin 'akîde'sidir; 'elyed' (el) ile yıkılır, yani 'Lâ ilâhe' ile... Ey ulül ebsâr, görün: Bu, nefsin hikâyesidir!"[11]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)