Ve levlâ en keteba(A)llâhu ‘aleyhimu-lcelâe le'ażżebehum fî-ddunyâ(s) ve lehum fî-l-âḣirati ‘ażâbu-nnâr(i)
Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.
Haşr Sûresi
"Ketebe: Hakk, nefsin 'ayn-ı sâbite'sine (sabit hakikatine) 'celâ'i (sürgün) yazmıştır. Bu, onun 'diyâr-ı hevâ'dan (hevâ yurdu) 'diyâr-ı tevhîd'e hicretidir."[12]
"Aleyhim: Nefsin 'küfr' hakikati üzere, 'celâ' yazılmıştır. O, hevâsına sürgün olmaya mahkûmdur."[13]
"Le azzebehum fîd’dunyâ: Nefis, 'celâ' (sürgün) olmasaydı, 'ene'si (benliği) ile daha çok azap çekecekti. Çünkü 'celâ', onun için bir rahmettir."[14]
"Celâ, nefsi 'mâsivâ'dan tecrîd eder (soyar). Diğer azap ise onu 'mâsivâ' içinde yakar. Birincisi 'latîf' (nazik), ikincisi 'celîl'
(şiddetli) terbiyedir."[15]
"Fîl’âhireti azâbun’nâr: Nefsin 'âhireti', onun 'bekā'sıdır (sürekliliğidir). O, hevâsında ısrar ederse, bekāsı 'nâr' (ateş) olur; yani Hakk'tan ayrılığın ebedî ızdırabı."[16]
"Nefs, 'celâ' ile sürgün edilmezse, 'dünya'da (hevâsında) azap çeker. 'Âhiret'te ise 'nâr' onun ebedî halidir. 'Celâ', onun için bir kurtuluştur; çünkü o, 'diyâr-ı hevâ'dan 'diyâr-ı tevhîd'e çıkarır. Ey sâlik, nefsinin sürgününe razı ol; yoksa ateşi hak edersin!"[17]
"Hakikat ehli, nefsinin 'celâ'sına (sürgününe) razıdır. O bilir ki, bu sürgün onu 'diyâr-ı hevâ'dan kurtarıp 'diyâr-ı vahdet'e götürür. Israr edenin 'nâr'ı ise, 'ene'sinin ateşidir."