İçeriğe atla
Haşr 5Cüz 28 · Sayfa 546

Haşr Sûresi 5. Âyet

الحشر

Sohbete sor

Mâ kata'tum min lînetin ev teraktumûhâ kâ-imeten ‘alâ usûlihâ febi-iżni(A)llâhi veliyuḣziye-lfâsikîn(e)

(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

Haşr Sûresi

Hurma sıfât mertebesini ifade ediyor, içinde ortasında çekirdek, dışında etli kısmı vardır yani dışıyla içini perdelemiş durumdadır, çekirdek onun zâtıdır ve üstünde onu perdelemiş olan sıfâtıdır.[19] “ İz- -T-B- ” Tasavvufta Hurma ağacı mürşide ve hurma ise saliklere sordukları sual kaşısında anlattığı hakikatleri ifade etmektedir. Kim bu hakikatleri keser yani uzaklaşır, ya da kökleri üzere bırakıp hakikatlerden istifade etmeye devam emesi Uluhiyet mertebesinin izniyledir. (M.D.) Bu hakikatleri inkar edip kesenler için ise Maide sûresinde Allah c.c. tarafından uyarı yapılmıştır.

قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللَّهُمَّ رَبِّنَا أَنْزِلْ عَلَيْنَا

مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لَأَوْلِنَا وَأَخِرِنَا

وَآيَةً مِنْكَ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرّازِقِينَ

(114) (Kâle Îsebnü MeryemAllahümme Rabbenâ enzil aleynâ Mâideten minesSemâi tekûnü lenâ ıyden lievvelinâ ve ahırinâ ve Âyeten minke, verzuknâ ve ente hayrur razikîn;)

“Meryemoğlu İsâ da: "Allah'ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.” İsâ (a.s.) “Allahâmme Rabbenâ” diyerek ulûhiyyet mertebesinden sıfât mertebesine, oradan esmâ mertebesine ve ef’âl mertebesine ilâhî tecelli zuhura gekir. Çünkü o yiyecekler direkt Allah’tan gelmez, önce sıfât ve esmâ âleminde hazırlanır sonra masaya yâni ef’âl âlemine gelir.

Mânâ âleminden ilk defâ böyle bir ilim bize geldiği için kendimize bunu bayram edelim diyorlar.

Bu gelenin zâti tecelli olduğunu evvelimizde ahirimizde bilsin diyorlar.

En hayırlı rızık senden gelir çünkü her mertebedeki rızık zâtından kaynaklanır.

قَالَ اللَّهُ إِنِّي مُنزِلُهَا عَلَيْكُمْ فَمَنْ يَكْفُرْ

بَعْدُ مِنْكُمْ فَإِنِّي أُعَذِّبُهُ عَذَابًا لَا أُعَذِّبُهُ أَحَدًا مِنَ

الْعَالَمِينَ

(115) (KalAllahu innî münezzilüha aleyküm* femen yekfür ba'dü minküm feinnî üazzibühu azâben lâ üazzibühu ehaden minel âlemîn;)

“Allah buyurdu ki:" Ben onu size indireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azâbı yaparım".

Bu hakîkatleri kim ki nefsiyle perdeler ise âlemlerde kimseye etmediğim azâbı ona ederim yâni Cenâb-ı Hakk ona hüsrânı, pişmanlığı tattırırım, diyor. İnsân elinde olan bir şeyi nasıl kaçırıp ebedi hayatını mahvettiğinde içinde duyacağı vicdan azâbı onu yakar bitirir ve bu ateş hiç sönmez, hatta cehennem ateşi biter de onun bu ateşi bitmez çünkü ateş kendisinden kaynaklanmaktadır. Ve dikkat edersek bu azâb Îseviyet mertebesi îtibârıyladır, Hakîkati Muhammedî mertebesi îtibârıyla nasıl olacaktır kimbilir.[20]