İçeriğe atla
En'âm 119Cüz 8 · Sayfa 143

En'âm Sûresi 119. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Vemâ lekum ellâ te/kulû mimmâ żukira-smu(A)llâhi ‘aleyhi vekad fassale lekum mâ harrame ‘aleykum illâ mâ-dturirtum ileyh(i)(k) ve-inne keśîran leyudillûne bi-ehvâ-ihim biġayri ‘ilm(in)(k) inne rabbeke huve a'lemu bilmu'tedîn(e)

Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.

En'âm Sûresi

“Vemâ lekum ellâ te/kulû mimmâ żukira-smu(A)llâhi ‘aleyhi vekad fassale lekum mâ harrame ‘aleykum illâ mâ-dturirtum ileyh(i) ve-inne kesîran leyudillûne bi-ehvâ-ihim biġayri ‘ilm(in) inne rabbeke huve a’lemu bilmu’tedîn(e)” Allah, yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken, üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir. (6/119)


Mesnevi-i Şerif ile yolumuza devam edelim.

3408. "Zarûrette her murdar temiz olur. Münkirin başı üzerine lanetten toprak olsun!"

“Hâl-i zarûret bu dereceye gelince her murdar olan şey temiz ve her haram olan şey mübâh olur. Ben bu hâl-i ıztırâr içinde hakîkaten şarab içsem bile şer’an câiz olur. Binâenaleyh benim ahvâl-i husûsiyyemi bilmeksizin inkâr eden kimsenin başına la’net cinsinden toprak saçılsın!” Ma’lûm olsun ki, insân-ı kâmilden şer’e muhâlif ef’âlin zuhûru, atideki esâsâta müstenid bulunur:

1. Sırr-ı kader icâbı olur.

2. Gafillerin îkâzı maksadıyla taklîb-i a’yân sûretiyle olur ki, bu hâl kerâmet nev’indendir.

3. Ruhsat-ı şer’iyye üzerine vâki’ olur. Şiddet-i cû’ ve ataş vaktinde domuz eti yemek ve şarab içmek gibi. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de,

4. (En’âm. 6/119) ya’ni, “Allâh Teâlâ haram ettiği şeyi tafsil etti; muztar olduğunuz şey müstesnâdır” buyurdu.

5. Emir ve ilhâm ile vâki’ olur. Hızır (a.s.)ın Mûsâ (a.s.) a gösterdiği efâl gibi

6. O nâmeşrû’ görünen şey suver-i gaybiyyeden olur. Nitekim cenâb-ı Şeyh-i Ekber’in Fütûhât-ı Mekkiyye’lerinde beyân buyurduklan Kazıbü’l-Bân-ı Mevsılî hazretlerinin kıssası bu kabildendir. Kıssanın hülâsası şudur: Kazıbü’l-Bân hazretlerinin odasına bir güzel oğlan ile bir güzel kız girdiğini gören bir münkir, Hazret’in bir müridine karşı aleyhinde bulunur. Müridi o Hazret’in hücresine girer. Filhakika güzel oğlanın sağında ve güzel kızın solunda oturduğunu ve Şeyh’in onlar ile şehvet-âmîz muâmelede bulunduğunu görür. Hz. Şeyh, “Bu güzel oğlan benim aklımın; ve bu güzel kız dahi nefsimin suretidir. Hak Teâlâ hazretleri evliyâsına “müşâhede" lezzeti hâsıl olmak için, bu suverâ gaybiyyeyi mütecessid olarak mertebe-i şehâdete getirir. İkrâm buyurduğu velîsi isterse onların sûretleriyle mütelezziz olûr; ve isterse o suver-i gaybiyyeyi yine mertebelerine gönderir” buyurup, oğlana sarılır; kendine çekince kaybolur. Ve kızı sadrına çekip kucaklayınca, o da kaybolur.[87]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)