İçeriğe atla
En'âm 127Cüz 8 · Sayfa 144

En'âm Sûresi 127. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Lehum dâru-sselâmi ‘inde rabbihim(s) vehuve veliyyuhum bimâ kânû ya'melûn(e)

Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.

En'âm Sûresi

“Lehum dâru-sselâmi ‘inde rabbihim vehuve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(e)” Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. (6/127)


Selâm.

Bir işten kurtulmak. Ayıp âfet, noksanlık, hastalık vb. şeylerden beri olmaktır. “s-l-m” kökünden türeyen selâm Allah’ın sıfâtı olarak insanlara arız olan ayıp, kusur, eksiklik, âfet, hastalık acizlik, ölüm vb şeylerden berî olan yaratıklarını âfet ve belâlardan kurtaran, zulmetmeyen güven arayanları güvene erdiren demektir.

Allah’ın sıfâtı olarak Kur’ân’da sadece. “O….. selâmdır, mü’mindir, müheymindir.” (Haşır, 59/23) âyetinde geçmiştir.

“Onunla (kitapla) rızasının peşinde gidenleri selâm yollarına iletir. (Mâide. 5/16) “Onlar (mü’minler) için Rabları katında selâm yurdu vardır, yaptıkları işlerden dolayı O, onların dostudur.” (En’am. 6/127). “Allah selâm yurduna çağırır.” (Yûnus, 10/25) âyetlerindeki “selâm” kelimesinin de Allah’ın ismi olduğunu söyleyenler olmuştur.

Namazların sonunda okuduğumuz şu hadis, Allah’ın selâm isminin anlamını ifade etmektedir. “Allahümme ente’s-Selâmü ve min ke’s-Selâm.” (Allah’ım! Sen selâmsın ve selâmet de sendendir) (Müslim. Mesacîd. 135-136) Cennetin bir adı da Daru’s-Selâm barış ve esenlik yudu) dur. Allah da kullarını bu yurda çağırmaktadır. (En’âm. 6/127; Yûnus, 10/25)[93]


وَيَوْمَ يِحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُم مِّنَ الإِنسِ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ الإِنسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا الَّذِيَ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا إِلاَّ مَا شَاء اللّهُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَليمٌ {الأنعام/128}

“Veyevme yahşuruhum cemî’an yâ ma’şera-lcinni kadi-steksertum mine-l-ins(i) vekâle evliyâuhum mine-l-insi rabbenâ-stemte’a ba’dunâ biba’din vebe-laġnâ ecelenâ-llezî eccelte lenâ kâle-nnâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâa(A)llâh(u) inne rabbeke hakîmun ‘alîm(un)” Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir:

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)