Vehâżâ sirâtu rabbike mustekîmâ(en)(c) kad fessalnâ-l-âyâti likavmin yeżżekkerûn(e)
Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık.
İşte Rabbinin doğru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık.
En'âm Suresi 126. ayeti, Allah'ın dosdoğru yolunu ve bu yolun ibret alanlar için nasıl açıklandığını vurgulamaktadır. Ayet, 'sırat', 'müstakîm', 'fassalnâ' ve 'yetezekkerûn' gibi temel kavramlar aracılığıyla hidayet, açıklık ve tefekkür ilişkisini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sırat' kelimesini 'geniş ve açık yol' olarak tanımlar ve Kur'an'da genellikle 'Allah'ın dini' veya 'hak yol' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de 'Rabbinin sıratı' ifadesiyle, Allah'ın insanlara gösterdiği, şüphe ve eğrilikten uzak, dosdoğru hidayet yolunu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sırat' kelimesinin mecazi olarak 'din' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbinin sıratı' ifadesi, Allah'ın insanlara emrettiği ve onlardan razı olduğu dinin, yani İslam'ın kendisi olarak anlaşılmalıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sırat' kavramının Kur'an'da 'doğru yol' anlamında merkezi bir rol oynadığını ve genellikle 'el-müstakîm' sıfatıyla birlikte kullanılarak bu yolun eğrilikten ve sapmadan uzaklığını vurguladığını belirtir. Ayetteki 'sıratu Rabbike müstakîmen' ifadesi, Allah'ın yolunun mutlak doğruluğunu ve şaşmazlığını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavm' kökünden türeyen 'müstakîm' kelimesini 'eğriliği olmayan, dosdoğru' olarak açıklar. Ayette 'sırat' kelimesini niteleyerek, Allah'ın yolunun hiçbir sapma veya eğrilik içermediğini, mutlak doğru olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'müstakîm' kelimesinin 'istikamet üzere olan, eğrilikten uzak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'sırat'ın bir vasfı olarak gelmesi, Rabbin yolunun şaşmaz, açık ve net bir hidayet yolu olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'istikamet' kavramının Kur'an'da hem fiziksel hem de ahlaki düzgünlüğü ifade ettiğini belirtir. 'Müstakîm' kelimesi, Allah'ın yolunun sadece doğru bir yön değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi olarak da kusursuz bir yol olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fassalnâ' fiilinin 'açıkladık, beyan ettik, tafsilatlı bir şekilde ortaya koyduk' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın ayetlerini, yani delillerini ve hükümlerini, insanların anlayabileceği en net ve detaylı biçimde açıkladığını ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'fasl' kökünün 'ayırmak, açıklamak' anlamlarını taşıdığını ve 'fassalnâ' fiilinin 'ayetleri birbirinden ayırarak, her birini ayrı ayrı açıklayarak beyan ettik' manasına geldiğini belirtir. Bu, ayetlerin karmaşık değil, anlaşılır ve düzenli bir şekilde sunulduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'fassale' fiilinin 'bir şeyi diğerinden ayırarak açıklamak, detaylandırmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'fassalnâ' ifadesi, Allah'ın ayetlerinin sadece genel bir bildirim değil, aynı zamanda her yönüyle açıklanmış, delilleriyle ortaya konmuş hakikatler olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zekere' kökünden türeyen 'yetezekkerûn' fiilinin 'hatırlamak, öğüt almak, düşünmek ve ibret çıkarmak' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın ayetlerinin ancak üzerinde düşünen, akleden ve onlardan ders çıkaran kimseler için faydalı olacağını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'tezekkür' kelimesinin 'gafletten sonra hatırlamak, düşünerek idrak etmek' anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayette 'li-kavmin yetezekkerûn' ifadesi, ayetlerin açıklanmasının amacının, insanların gafletten uyanıp hakikatleri düşünerek kavramalarını sağlamak olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr' ve 'tezekkür' kavramlarının Kur'an'da 'hatırlama, anlama, idrak etme' gibi bilişsel süreçleri ifade ettiğini belirtir. 'Yetezekkerûn' fiili, ayetlerin sadece okunmakla kalmayıp, aynı zamanda derinlemesine düşünülerek, anlamlarının kavranması ve hayata geçirilmesi gerektiğini vurgular.
En'âm Sûresi
“Vehâzâ sirâtu rabbike mustekîmâ(en) kad fessalnâ-l-âyâti likavmin yezzekkerûn(e)” Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. (6/126)