Vemâ te/tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû ‘anhâ mu'ridîn(e)
Onlara Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.
Onlara Rab'lerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
En'âm Suresi'nin 4. ayeti, inkarcıların Allah'ın ayetlerine karşı takındıkları olumsuz tavrı, yani yüz çevirmelerini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, ilahi mesajın sürekli gelişine rağmen, muhatapların bu mesajlara karşı gösterdiği direnci ve kayıtsızlığı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أتى' kelimesinin bir yere veya bir şeye ulaşmak, gelmek manasına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَأْتِيهِم' ifadesi, Allah'ın ayetlerinin inkarcılara sürekli olarak ulaştırıldığını, onların bu mesajlarla yüz yüze geldiğini ancak buna rağmen yüz çevirdiklerini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'أتى' fiilinin Kur'an'da bazen 'vuku bulmak, gerçekleşmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise 'ayetlerin onlara gelmesi' şeklinde, ilahi delillerin muhataplara sunulması ve onlara ulaşması mecazını taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'آية' kelimesinin 'alamet' ve 'delil' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ayet' ifadesi, hem Kur'an'ın mucizevi ayetlerini hem de Allah'ın kudretini gösteren evrensel delilleri kapsar. İnkarcıların bunlara karşı kayıtsızlığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'آية' kelimesinin 'açık alamet' ve 'delil' olduğunu, bir şeyin varlığına veya doğruluğuna işaret ettiğini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren her türlü delilin, yani hem vahyedilen ayetlerin hem de kainattaki işaretlerin kastedildiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'âyet' kavramının Kur'an'da hem 'Allah'ın sözleri' (Kur'an ayetleri) hem de 'Allah'ın yaratılışındaki işaretler' (kozmik ayetler) olmak üzere iki temel anlamda kullanıldığını vurgular. Ayetteki kullanım, her iki anlamı da kapsayarak, inkarcıların hem vahyedilen mesaja hem de evrendeki delillere karşı kör olduklarını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ربّ' kelimesinin 'terbiye etmek, ıslah etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Rab' ise bu fiili gerçekleştiren, yani varlıkları yaratan, besleyen, eğiten ve yöneten demektir. Ayetteki 'Rab' kelimesi, inkarcıların kendilerini var eden ve onlara nimet veren Allah'ın ayetlerine karşı nankörlüklerini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ربّ' kelimesinin 'malik, sahip, efendi' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'Rab' kelimesi, Allah'ın mutlak egemenliğini ve kulları üzerindeki sahipliğini vurgulayarak, inkarcıların bu sahipliğe karşı isyanını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أعرض' fiilinin 'yüz çevirmek, sırt dönmek, bir şeyden uzaklaşmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'مُعْرِضِينَ' ifadesi, inkarcıların Allah'ın ayetlerine karşı bilinçli bir şekilde ilgisiz kaldıklarını, onları kabul etmeyi reddettiklerini ve onlardan yüz çevirdiklerini açıkça ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'إعراض' kelimesinin 'bir şeyden yüz çevirmek, onu terk etmek, ona iltifat etmemek' manasına geldiğini açıklar. Ayetteki 'مُعْرِضِينَ' kelimesi, inkarcıların Allah'ın ayetlerine karşı takındıkları olumsuz ve reddedici tavrı, yani onları görmezden gelme ve onlardan uzak durma hallerini tasvir eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'إعراض' kavramının Kur'an'da genellikle hakikatten yüz çevirme, inkâr etme ve ilahi uyarılara karşı kayıtsız kalma anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'مُعْرِضِينَ' ifadesi, inkarcıların Allah'ın ayetlerine karşı gösterdikleri direnci ve onları kabul etmeme eğilimini semantik olarak güçlendirir.
En'âm Sûresi
“Vemâ te/tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû ‘anhâ mu’ridîn(e)” Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. (6/4)
Gelen âyetleri nefsleriyle değerlendirdiler. Ve rablerinden-rububiyet mertebesinden gelen bu âyetleri red edip, geri çevirdiler.