İçeriğe atla
En'âm 5Cüz 7 · Sayfa 128

En'âm Sûresi 5. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Fekad keżżebû bilhakki lemmâ câehum(s) fesevfe ye/tîhim enbâu mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)

Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

En'âm Sûresi

“Fekad kezzebû bilhakki lemmâ câehum fesevfe ye/tîhim enbâu mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)” Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. (6/5)


Kendi vehimi ve hayali vücutlarını gördükleri için Hakk’a sağır ve dilsiz olmalarından dolayı Hakk kendilerine gelince onu yalanladılar.

Mesnevi-i Şerifte bu âyet hakkında;

3216. Cismi görme ve onu etme ki, o dilsizler ve sağırlar onlara geldiği vakit, Hakk'ı tekzib ettiler.

Ey hakikatin tâlibi! Sen insân-ı kâmilin cismini ve vücûd-ı sûrîsini görme! Onun ma'nâsına bak! Ma’rifet-i Hakk’a dâir olan sözlerde dilsiz ve hakîkate dâir olan sözleri dinlemekte sağır olan cismânî ve nefsânî kimselerin yaptığını yapma ki, Hak onlara her biri insân-ı kâmil olan peygamberler libâsında zâhir olarak geldiği vakit, onlar o Hakk’ı tekzîb ettiler ve Resûl-i Ekrem Efendimiz hakkında sûre-i Furkân’da (Furkân, 25/7) ya’nî "Bu peygambere ne oldu ki bizim gibi yemek yer ve sokaklarda gezer” dediler. İkinci mısra’ sûre-i En’âm’da olan (En’âm, 6/5) âyet-i kerîmesinden muktebestir. Bu âyet-i kerîmenin lisân-ı zâhir ile olan ma’nâsı “Onlara hak olan dîn geldiği vakit tekzîb ettiler” demek olur; ve “hak” bâtıl mukabilidir. Cenâb-ı Mevlânâ (r.a.) efendimiz lisân-ı işâret ile Hakk’ı ism-i İlâhî ma’nâsına almışlardır. “Bükm”, “dilsiz” ma’nâsına olan “ebkem”in cem’i ve "summ", “sağır” ma’nâsına olan “esamm’’ın cem’idir.[8]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)