Ve âḣarîne minhum lemmâ yelhakû bihim(t) ve huve-l'azîzu-lhakîm(u)
(Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Henüz onlara katılmamış bulunan diğer insanlara da (o Peygamberi göndermiştir). O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Cumâ Suresi'nin 3. ayeti, Hz. Peygamber'in sadece kendi dönemindeki insanlara değil, aynı zamanda sonraki nesillere de gönderildiğini ve onlara Kitap ile hikmeti öğreteceğini vurgular. Ayet, Allah'ın 'Azîz' ve 'Hakîm' sıfatlarıyla bu ilahi görevin kudret ve hikmetle gerçekleştiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'لحق' kökünü bir şeye yetişmek, ona ulaşmak ve ona katılmak olarak açıklar. Ayetteki 'لَمَّا يَلْحَقُوا۟ بِهِمْ' ifadesi, henüz peygamberin risaletine şahit olmamış, onunla aynı zamanda yaşamamış, ancak gelecekte ona iman edecek ve onun öğretilerine tabi olacak nesilleri ifade eder. Bu, risaletin evrenselliğini ve sürekliliğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'لحق' fiilinin burada 'onlara yetişmek, onlara dahil olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, peygamberin gönderildiği diğer toplulukların, ilk muhataplar gibi peygamberin zamanına yetişmemiş olsalar da, onun getirdiği mesajla buluşacaklarını ve ona tabi olacaklarını mecazi olarak ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'لحق' gibi fiillerin zaman ve mekan ötesi bir ilişkiyi ifade edebileceğine dikkat çeker. Burada 'yetişmek' fiili, sadece fiziksel bir buluşmayı değil, aynı zamanda manevi ve doktrinel bir katılımı, yani peygamberin öğretilerine bağlanmayı ve onun ümmetine dahil olmayı anlatır. Bu, İslam'ın evrensel çağrısının bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عزّ' kökünün 'güçlü olmak, üstün gelmek, yenilmez olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'el-Azîz' ismi, Allah'ın mutlak kudretini, hiçbir şeye muhtaç olmamasını ve her şeye galip gelmesini ifade eder. Ayette, peygamber gönderme ve insanlara Kitap öğretme gibi büyük bir görevin ancak 'Azîz' olan Allah tarafından yerine getirilebileceğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'el-Azîz' isminin, Allah'ın izzet ve şeref sahibi olduğunu, O'na karşı gelinemeyeceğini ve O'nun iradesinin mutlak olduğunu gösterdiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, peygamberin risaletinin ve öğretilerinin ilahi bir güçle desteklendiğini, bu görevin başarısının Allah'ın 'Azîz' sıfatıyla garanti altında olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Azîz' kavramının Kur'an'da Allah'ın 'güç ve kudret' yönünü vurgulayan temel bir sıfat olduğunu ifade eder. Bu sıfat, Allah'ın iradesinin gerçekleşmesinde hiçbir engelle karşılaşmayacağını ve O'nun planlarının mutlak surette başarıya ulaşacağını gösterir. Peygamberin gönderilmesi ve risaletin yayılması da bu ilahi kudretin bir tecellisidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'حكم' kökünü 'hükmetmek, hikmet sahibi olmak, bir şeyi sağlam ve kusursuz yapmak' olarak açıklar. 'el-Hakîm' ismi, Allah'ın her şeyi en doğru ve en uygun şekilde yarattığını, her işinde bir hikmet bulunduğunu ve hükümlerinin adil olduğunu ifade eder. Ayette, peygamber gönderme ve Kitap öğretme eyleminin, Allah'ın sonsuz hikmetiyle, en doğru zamanda ve en uygun şekilde gerçekleştiğini belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'el-Hakîm' isminin, Allah'ın ilim ve hikmetinin sonsuzluğunu, O'nun her şeyi bir ölçü ve düzen içinde yarattığını ve her fiilinin bir gayeye matuf olduğunu gösterdiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, peygamberin gönderilmesinin ve insanlara Kitap ile hikmetin öğretilmesinin, Allah'ın derin hikmetinin bir sonucu olduğunu, bu eylemin rastgele değil, belirli bir amaç ve düzen içinde gerçekleştiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Hakîm' isminin Kur'an'da Allah'ın 'ilim, irade ve kudret' sıfatlarının birleşimiyle ortaya çıkan bir mükemmelliği ifade ettiğini belirtir. Bu sıfat, Allah'ın her şeyi en ince ayrıntısına kadar bildiğini, en doğru kararları verdiğini ve bu kararları en mükemmel şekilde uyguladığını gösterir. Peygamberin risaleti de bu ilahi hikmetin bir yansımasıdır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.