İnnemâ emvâlukum ve evlâdukum fitne(tun)(c) va(A)llâhu ‘indehu ecrun ‘azîm(un)
Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.
Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.
Bu ayet, malların ve çocukların insan için birer imtihan vesilesi olduğunu, asıl büyük karşılığın ise Allah katında bulunduğunu vurgulamaktadır. Ayet, dünya nimetlerine aşırı bağlılığın ahiret saadetine engel olabileceği uyarısını içermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mâl' kelimesini, insanın sahip olduğu ve kendisine ait olan her şey olarak tanımlar. Ayetteki 'emvâlüküm' ifadesi, müminlerin sahip olduğu maddi varlıkların, Allah'a kulluk yolunda birer imtihan aracı olduğunu belirtir, zira bu mallar kişiyi Allah'tan alıkoyabilir veya şükre sevk edebilir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'mâl'ı, insanın elde ettiği ve biriktirdiği her şey olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, malların sadece birer geçici dünya nimeti olduğu ve asıl değerin Allah katındaki ecirde olduğu mesajını pekiştirir. Mallar, kişiyi ya şükre ya da nankörlüğe sürükleyebilecek birer deneme aracıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'veled' kelimesinin hem erkek hem de kız çocukları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'evlâdüküm' ifadesi, çocukların da tıpkı mallar gibi, ebeveynleri için birer imtihan vesilesi olduğunu, onların sevgisinin veya ihtiyaçlarının kişiyi Allah'ın emirlerinden alıkoyabileceğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'veled' kökünden türeyen kelimelerin doğma, meydana gelme anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'evlâdüküm' bağlamında, çocukların ebeveynler için birer sorumluluk ve sınama alanı olduğunu, onların yetiştirilmesi ve haklarının gözetilmesinin büyük bir imtihan olduğunu açıklar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fitne' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bu ayetteki anlamının 'imtihan' veya 'sınama' olduğunu belirtir. Malların ve çocukların, insanı Allah'tan uzaklaştırabilecek veya O'na yaklaştırabilecek birer deneme aracı olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fitne' kavramının Kur'an'daki temel anlamının 'sınama' olduğunu ve bu sınamanın genellikle zorluklar ve sıkıntılar aracılığıyla gerçekleştiğini belirtir. Ayetteki 'fitne' kelimesi, malların ve çocukların insanı doğru yoldan saptırabilecek veya Allah'a olan bağlılığını test edebilecek birer 'deneme' olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fitne'nin asıl anlamının altını ateşe sokarak saflığını anlamak olduğunu, mecazi olarak ise insanı sınamak, denemek anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'fitne' ifadesi, malların ve çocukların, insanın imanını, sabrını ve Allah'a olan bağlılığını ölçen birer 'imtihan' aracı olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ecr' kelimesinin bir iş veya hizmet karşılığında verilen ücret veya mükafat anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ecrun azîm' ifadesi, dünya imtihanlarına sabırla karşılık veren ve Allah'ın rızasını gözeten müminlere verilecek olan büyük ve değerli ahiret mükafatını işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ecr'in Kur'an'da genellikle Allah tarafından verilen ilahi mükafatı ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'ecrun azîm' ifadesi, dünya mal ve evlat sevgisiyle sınanan müminlerin, bu imtihanı başarıyla geçmeleri durumunda Allah katında kazanacakları sonsuz ve büyük sevabı vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'azîm' kelimesinin nicelik ve nitelik bakımından büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'ecrun azîm' ifadesi, Allah katındaki mükafatın sadece var olmakla kalmayıp, aynı zamanda nitelik ve değer açısından da çok yüce ve eşsiz olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azîm' kelimesini, hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade eden bir sıfat olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın vaat ettiği 'ecr'in, dünya nimetleriyle kıyaslanamayacak kadar büyük, değerli ve sonsuz olduğunu belirtir, böylece müminleri dünya imtihanlarına karşı sabırlı olmaya teşvik eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.