Huve-lleżî ḣalekakum feminkum kâfirun ve minkum mu/min(un)(c) va(A)llâhu bimâ ta'melûne basîr(un)
O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz mü'mindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Sizi O yarattı. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Bu ayet, Allah'ın yaratıcılığını ve insanların bu yaratılış karşısındaki farklı tutumlarını (inkar veya iman) vurgularken, O'nun her şeyi kuşatan ilmini ve gözetimini 'Basîr' kavramıyla pekiştirmektedir. Kelimelerin kök anlamları, bu temel inanç ve ahlakî ayrımı derinlemesine ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Halaka (خلق) kelimesi, bir şeyi ölçü ve takdirle yoktan var etmek veya bir şeyi örneksiz olarak icat etmek anlamına gelir. Ayetteki 'خَلَقَكُمْ' ifadesi, Allah'ın insanları belirli bir ölçü ve düzen içinde, benzersiz bir şekilde yarattığını belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Halk (خلق), bir şeyi takdir etmek ve onu var etmek demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanları takdir ettiği bir biçimde ve kudretiyle meydana getirdiğini, onların varoluşunun O'nun iradesine bağlı olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Küfr (كفر) kelimesinin temel anlamı 'örtmek'tir. Kur'an'da ise bu, Allah'ın varlığını, birliğini veya peygamberlerini inkâr ederek gerçeği örtmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'كَافِرٌ' ifadesi, Allah'ın yaratıcılığını kabul etmeyip bu gerçeği gizleyen kişiyi tanımlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Küfr (كفر), nimeti örtmek ve inkâr etmek demektir. Ayetteki 'كَافِرٌ' ifadesi, Allah'ın insanları yaratma nimetini ve O'nun Rabliğini inkâr eden, bu gerçeği görmezden gelen kimseyi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İman (إيمان) kelimesi, 'emn' (güven, emniyet) kökünden gelir ve bir şeyi tasdik etmek, güvenmek anlamına gelir. Kur'an'da Allah'a, peygamberlerine ve vahyine güvenip tasdik etmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'مُّؤْمِنٌ' ifadesi, Allah'ın yaratıcılığını ve birliğini tasdik eden, O'na güvenen kişiyi belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (إيمان), kalbin tasdik etmesi ve dilin ikrar etmesiyle gerçekleşen bir güven halidir. Ayetteki 'مُّؤْمِنٌ' ifadesi, Allah'ın yaratma fiilini ve O'nun kudretini kalben tasdik eden, bu gerçeğe teslim olan kişiyi tanımlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Amel (عمل), bir işi irade ve kasıtla yapmaktır. Ayetteki 'تَعْمَلُونَ' ifadesi, insanların bilinçli olarak yaptıkları tüm fiilleri, ister iyi ister kötü olsun, kapsar ve Allah'ın bu fiillerden haberdar olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Amel (عمل), bir fiili kasten ve iradeyle yerine getirmektir. Ayetteki kullanımı, insanların hür iradeleriyle ortaya koydukları her türlü davranışı ifade eder ve bu davranışların Allah tarafından bilindiği ve karşılığının verileceği mesajını taşır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Basîr (بصير), her şeyi en ince ayrıntısına kadar gören, idrak eden demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun ilminin her şeyi kuşattığını, hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığını ifade eder. Ayetteki 'بَصِيرٌ' ifadesi, Allah'ın insanların tüm amellerini, niyetlerini ve hallerini tam olarak gördüğünü ve bildiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Basîr (بصير), Allah'ın sıfatı olarak, her şeyi en açık şekilde gören, idrak eden ve bilen anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanların inkâr veya iman gibi içsel durumlarını ve tüm dışsal eylemlerini tam bir vukufiyetle gözlemlediğini ve buna göre muamele edeceğini belirtir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.